SAĞLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAĞLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2007 Perşembe

Piyasadan çekilen iki ilacın seri no’larına dikkat



Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, fazla miktarda etken madde içeren bir serum ile içerisinde yabancı madde bulunduğu tespit edilen ve daha çok çocuklar için kullanılan bir şurubun piyasadan geri çekilmesini istedi.

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye Eczacılar Birliği, il sağlık müdürlükleri ve ilgili ilaç firmalarına gönderilen yazıda, “Kanfleks yüzde 5 dekstroz sudaki solüsyonu 1000 ml.” adlı serumun, yapılan incelemede sonucu içerisindeki etken madde miktarının yüzde 10.2-10.8 oranından fazla olduğunun belirlendiği ifade edildi.

Bu nedenle serumun eczanelerden, ilaç depolarından ve hastanelerden geri çekilmesi istendi. Ayrıca çocukların alerjik rahatsızlıklarında kullanılan “actifed şurup”un da içerisinde yoğun miktarda yabancı madde içermesi nedeniyle geri çekilmesi kararlaştırıldı.

İLAÇLARIN SERİLERİNE DİKKAT EDİN

‘Actifed şurup’un Nisan 2007 imalat ve Nisan 2011 son kullanma tarihli serisi için geri çekme işlemi uygulanırken, ‘Kanfleks’ serumun da Eylül 2006 imalat ve Eylül 2008 son kullanma tarihli serisi geri çekilecek.

23 Kasım 2007 Cuma

Dünyayı kurtarmanın 16 yolu


Doğal bahçeler yaratmak
Bahçelerde, suyu, toprağı kirleten ve sağlık için son derece zararlı olan kimyasal bitki ilaçlarını kullanmayı bırakmalıyız. Doğal ve sağlıklı koşullarda ürün yetiştirmeliyiz.
Et yemeyi azaltmak
1.kg. bifteği elde edebilmek için 20 bin litre su ve petrol tüketiliyor. Sizi meyve ve sebze satan barlara davet ediyoruz…
Bisiklete binmek
Bisiklete binmek sadece çevre için değil formunuz için de çok faydalı bir hareket olacak.
Organik giyinmek
Hem kendiniz hem de çocuklarınız için organik giysiler satın alabilirsiniz. Bunun için Feriköy Organik Pazar’ına bir göz atmalısınız.
Kalıcı mobilyalar almak
Mobilyalarınızı sık sık değiştirmeyerek ya da ikinci el mobilyalar satın alarak ağaçların daha uzun süre yaşamasına katkıda bulunabiliriz.
Sabun kokmak
Duş jelleri, ve sıvı sabunlara veda etmeliyiz. Tekrar petrol türevi maddeler içermeyen anneannelerinizin sabunlarını kullanmaya başlayın.
Daha az kimyasal
Çevreye daha fazla kimyasal madde yaymamak için kullandığınız deterjanların, yumuşatıcıların, diş macunlarının ve şampuanların miktarını mümkün olduğunca azaltmaya çalışın
Kurşun kalem kullanmak
Plastik tükenmez kalem yada fosforlu kalemler kullanmak yerine kurşun kalemleri tercih edin
Kullanılmış kağıtları tekrar kullanmak
Daha az kağıt kullanmak, daha çok ağacı yaşatmak anlamına geliyor.
Merdivenleri kullanmak
Asansör yerine merdivenleri kullanmak aynı zamanda günden güne incelmek demek!
Poşetlerden vazgeçmek
Alışverişe çıkarken yanınıza alacağınız büyük bir çanta ile plastik poşet kullanımına “dur” demiş olacaksınız. Ayrıca çok daha kullanışlı ve şık..
Ampulleri değiştirmek
Evinizin en fazla ışıklandırılan yerlerinde en az üç lambaya enerji tasarruflu ampul takarak tam dört tane nükleer santralin kapanmasına yardımcı olabilirsiniz.
Yoğurt yapmak
Kendi yoğurdunuzu kendiniz yapmanız daha sağlıklı ve pratik olacak. 1 litre sütle 8 kase yoğurt üretebilirsiniz
Su tüketimini ayarlamak
Banyoda ve tuvaletlerde su tüketimini kısmak için düzenlemeler yapın ve su akıtan muslukları, sifonları vakit kaybetmeden tamir ettirin
Kapakları kapatmak
Yemek yaparken tencerelerin kapaklarını kapatarak yüzde 30 oranında enerji tasarrufu yapmış olursunuz.
Banyoyu kısa kesmek
4 yada 5 dakikalık duş sırasında en fazla 30-80 litre arasında su harcayabilirsiniz. Oysa bu rakam küveti doldurarak yapacağınız banyoda 200 litreye çıkıyor.

Elif Nazlı Duran/ Elle

Aşk acısı aslında hastalık

Alman uzmanlara göre, aşk acısı bir hastalık. İnsanlar aşk acısı çekerken, akılcı düşünemiyor. Sigara içiyorlar, günlerce yatakta kalıyorlar ve herkesten anlayış bekliyorlar.

Die Welt gazetesinin haberine göre, aşk acısı, ekonomik konum, sosyal statü, meslek gibi unsurları da dinlemiyor ve herkesi aynı şekilde etkiliyor. Karşılıksız aşk durumunda ise insanlarda kıskançlık, intikam gibi olumsuz duygular harekete geçiyor.

21 Kasım 2007 Çarşamba

2020'de sigaradan ölenlerin sayısı 9 milyonu aşacak


Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2020 yılında 9 milyonu aşkın insanın tütüne bağlı nedenlerle yaşamını yitireceği açıklandı .

Sigara kullanımının kalp sağlığı riskini arttırdığını belirten Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Cihangir Uyan, “Sigara, ailesinde kalp hastalığı olanlarda kalp hastalığı riskinde artışa neden olmaktadır. Sigara kullanımı, kalp sağlığı açısından en başta gelen risk faktörüdür” dedi.

Prof.Dr. Uyan, sigara içmenin vücuttaki hemen her organa zarar verdiğini söyleyerek, “Sigara; kalp hastalığı, inme, akciğer hastalıkları ve çeşitli kanserlerin yanısıra körlüğe ve erkeklerin ereksiyon sorunu yaşamasına neden olan son derece kötü bir alışkanlıktır. Sigara içmek kadar, sigara içilen yerlerde bulunarak pasif içici olmak da hastalıklara neden olur” diye konuştu.

Sigaranın önlenebilir bir sakatlık ve ölüm nedeni olduğunu ifade eden Prof.Dr. Uyan, şöyle konuştu:

“Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2002 yılında yaklaşık 5 milyon kişi tütüne bağlı nedenlerden kaybedilmiş bulunuyor. Bu rakamın 2020 yılında 9 milyonu aşacağı öngörülüyor. Dünya Sağlık Örgütü günde bir sigara içeni bile sigara tiryakisi kabul ediyor. Sigara kullananlarda kalp krizi riski, içmeyenlerden 2 kat daha yüksektir. Ani kalp ölümünün başta gelen nedeni olan sigara, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda kalp damar hastalığı ve inme riskini daha arttırmaktadır.”

Mönitörlerin arkası radyasyon yayıyor!

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Kurucu Başkanı ve Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi Kurucu Müdürü Prof. Dr. Nesrin Seyhan, yaptığı açıklamada, "Elektronik Manyetik Alan" olarak da adlandırılan radyasyonun doğada çok az miktarda bulunduğunu ve insan vücudunun bundan etkilenmediğini söyledi.

Prof. Dr. Seyhan, ancak teknolojinin gelişmesi ve radyasyon yayan cihazların kullanımının artmasıyla buna maruz kalan kişilerde vücut dengesinin bozulduğunu ve rahatsızlıkların ortaya çıkmaya başladığını bildirdi.

Özellikle günde 8-10 saat geçirilen iş yerlerindeki radyasyondan olumsuz etkilenildiğini ifade eden Prof. Dr. Seyhan, "İş yerlerindeki radyasyon, hassas kişilerde boğazda kuruluk hissi, gözde problemler, baş ağrısı, alerji, yüzde kızarıklık, uykusuzluk, seslere karşı hassasiyet, işitme zorluğu ve yorgunluk gibi rahatsızlıklara yol açıyor" dedi.

Alınabilecek önlemler
Alınabilecek basit önlemlerle bu olumsuzlukların azaltılabileceğini bildiren Prof. Dr. Seyhan, şöyle devam etti: "İş yerlerindeki en önemli radyasyon kaynaklarından birisi, bilgisayar monitörleri. Her monitör bir miktar radyasyon yayar, ancak üreticiler monitörleri geliştirirken, karşısında çalışan kişiye radyasyonu en az düzeyde verecek şekilde dizayn ederler. Bu nedenle arka kısımlarındaki radyasyon oranı, ön kısımlarındakinden çok daha fazladır.


İş yerlerinde çalışma düzeni nedeniyle monitörler sırt sırta konulduğunda, iki taraftaki çalışan da yüksek radyasyona maruz kalmaktadır. Ofislerde bilgisayar masaları, mümkün olduğunca yan yana ya da birbirine bakacak şekilde yerleştirilmeli. Eğer bu mümkün değilse monitör olarak radyasyon yaymayan LCD monitörler tercih edilmeli. Ayrıca dizüstü bilgisayarlar, şarjlı olarak kullanıldığında daha düşük radyasyon oranına sahiptir, bu göz önüne alınmalı. Bilgisayar başında uzun saatler kalınmamalı, 2 saatte bir yarım saat ara verilmeli.

" Prof. Dr. Seyhan, iş yerlerinde radyasyon oranını azaltmak için alınabilecek diğer önlemleri ise şöyle sıraladı:
"Bilgisayar monitörleri gibi radyasyon yayan TV’lerden de en az 2 metre uzakta durulmalı. Kullanılmayan tüm elektrikli cihazları ya kapalı tutulmalı, ya da fişten çıkartılmalı. ’Dect’ olarak da adlandırılan telsiz telefonlar da radyasyon yayar. Mümkün olduğunca kablolu telefonlar kullanılmalı. Fotokopi makinelerinden en az 50 santimetre uzakta durulmalı."

19 Kasım 2007 Pazartesi

Türkiye, ‘sağlık’tan sınıfta kaldı

OECD, 30 ülkenin sağlık sistemlerini inceledi. Raporda, Türkiye, hemen her kategoride listelerin en alt sıralarında yer alıyor. İlk göze çarpanlarsa Türkiye’de kişi başına sağlık harcamalarının azlığı ve bebek ölümü oranının yüksekliği.

“OECD ülkelerinde sağlık sistemi gelişiyor ancak kronik hastalıkların tedavisinde hala yapılması gerekenler var.” Ekonomik işbirliği ve kalkınma teşkilatı OECD’nin son raporu özetle bunu söylüyor.

“2007: Bir Bakışta Sağlık” başlığını taşıyan raporda, 30 üye ülkenin sağlık sistemleri ve sağlık harcamaları karşılaştırıldı. ağlık sistemine ilişkin onlarca başlığın incelendiği rapora göre, kaliteyi sağlama adına en çok çalışan ülkelerin başında ABD geliyor. Ancak, ABD, “en iyi sağlık hizmetini sağlayan ülkeler” listesinde başarısını sürdüremiyor.

EN ÇOK HARCAMAYI ABD, EN AZINIYSA TÜRKİYE YAPIYOR
En büyük farklılıklarsa kişi başına sağlık harcamalarında. ABD’de kişi başına yıllık 6 bin 400 dolarla listenin tepesinde, Türkiye ise sadece 586 dolarlık harcamayla listenin en alt sırasında yer alıyor. Türkiye, bebek ölümleri, ortalama ömür, doktora gitme sıklığı, tıbbi tetkikler gibi pek çok başlıkta Meksika ve Macaristan’la birlikte listenin son sıralarını paylaşıyor.

Ancak örgüt 0’li yıllarla kıyaslandığında Türkiye’de bazı alanlarda gelişme sağlandığını da vurguluyor.

16 Kasım 2007 Cuma

Kahve: Melek mi şeytan mı?


Zararları:

Yüksek tansiyon
Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükseldi. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görüldü.

Kalp
Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.

Mide
Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincanı geçmemeleri gerekiyor.

Şeker hastalığı
Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor.

Su kaybı
Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde.

Doğurganlık
Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Brezilya'da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.

Hamilelik
Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor.

Faydaları:

Kahve zararı kadar yararının olmasıyla oldukça kafa karıştırıyor. Örneğin; yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor.

Cilt
ABD'de yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Safra taşları
Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.
Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.

Parkinson
Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40’a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarılmıştır. Bununla beraber menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini arttırmakta...

Karaciğer
Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.

Sigara kadınlar için daha zararlı!

Nanjing Tıp Üniversitesi’nden Dr. Fei Xu, akciğer hastalıklarının Çin’de ikinci sıradaki ölüm nedeni olduğunu kaydetti. Araştırma kapsamında çeşitli akciğer hastalıkları olan 1743 kişi ile aynı sayıdaki sağlıklı insanın verileri karşılaştırmalı olarak incelendi.

Araştırmada, incelenen erkeklerin yüzde 50’sinden fazlasının, kadınların ise yüzde 5,3’ünün sigara içtiği kaydedildi.

Araştırmada, az sayıda sigara içenlerdeki hastalık riskinin yüzde 40, orta dereceli içicilerde yüzde 55, ağır içicilerde ise yüzde 77 daha fazla olduğu saptandı.
Kadın sigara kullanıcılarının ise erkeklere göre yüzde 20 daha fazla risk taşıdıkları belirlendi. Bilimadamları, hastalık riskinin kadınlarda fazla olmasının nedeninin henüz bilimsel olarak ispatlanmış bir nedeni olmadığını belirttiler.

Dünyayı en çok ABD kirletiyor

"Center for Global Development" düşünce kuruluşunun desteğiyle dünya genelinde yapılan araştırma, karbon salımında kişi başına düşen pay hesap edildiğinde Avustralyalıların, ülkeler listesinin ikinci sırasındaki Çin'in büyük farkla önünde olduğunu gösterdi.

50 bin kadar elektrik santralı ve 4 bin firmayı dahil ederek yapılan araştırmaya göre, kişi başı karbon salımında 10 tonla başı çeken Avustralyalıları, 8 tonla Amerikalılar izliyor.

Genel olarak bakıldığında ise listenin başında ABD, ikinci sırada ise Çin yer alıyor.

Karbon gazı salımında başı çeken ülkeler listesi
1- ABD - 2.530 milyar ton
2- Çin - 2.430 milyar ton
3- Rusya - 600 milyon ton
4- Hindistan - 529 milyon ton
5- Japonya - 363 milyon ton
6- Almanya - 323 milyon ton
7- Avustralya - 205 milyon ton
8- Güney Afrika - 201 milyon ton
9- İngiltere - 192 milyon ton
10- Güney Kore - 168 milyon ton

13 Kasım 2007 Salı

Bunları biliyor musunuz?


Eğer kemer takmıyorsanız, sadece 50 kilometre hızla giden bir arabanın yaptığı kazada göreceğiniz zarar, bir apartmanın üçüncü katından düşmekle aynı olur.
Bir kaza sırasında kucağınızdaki çocuğu tutmanız imkânsızdır. Bu seçiminizle çocuğunuzun yaşama şansını yüzde 70 azaltırsınız. Çocuklar mutlaka arkada ve çocuk koltuğuna bağlı olarak oturmalı. Arka koltukta kemersiz oturan çocuk, otomobil 45 kilometre süratle duvara çarptığında bir yavru fil ağırlığı ile öne doğru fırlar. Ön cama çarparken başına aldığı şiddet tam üç tondur. Otomobilin içindeki her şey otomobille aynı hızı yapar. 50 kilometre süratle duvara çarpan bir otomobilin içindeki su şişesi bile bir tuğla ağırlığına ulaşarak ölümcül zararlar verebilir.
Kaza riski eve yaklaştıkça artar. Ölümlü trafik kazalarının çoğu, seyahatin bitimine 30-35 kilometre kala ve hız, 60 kilometrenin altındayken gerçekleşir.
Otomobil kullanırken cep telefonu ile konuşanlar, bir küçük şişe rakı içip direksiyona geçenlerle aynı ölüm riskini taşır.
Hava yastığına güvenerek emniyet kemeri kullanmıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Hava yastıkları ancak emniyet kemeri ile birlikte koruyucu olabilir.
70 kilometre hızla bir yayaya çarptığınızda yayanın hayatta kalma olasılığı neredeyse hiç yoktur. Ancak 30 kilometrenin altında yayanın yaşama şansı olabilir.
Kaza sonrasında bilinçsizce yapılan yardımlar, ölümlere ve kalıcı sakatlanmalara neden oluyor. İlk yardım eğitimi almadıysanız yaralıya kesinlikle dokunmayın. Acil yardım telefonu 112'dir.
120 kilometre hızla giden sürücü, bir futbol sahasının başındayken karşı kalede bir tehlikeyi algıladığında durması için artık çok geçtir. Hız 90 kilometre olsaydı, durma mesafesi karşı kalenin ceza sahası olurdu.
Saatte 80 km hızla giden bir araçta yolculuk yapanların ölme olasılığı, 30 km hızla giden bir arabanın içindekilere oranla 20 kat fazladır.
Türkiye'de meydana gelen trafik kazalarında yaklaşık her saat başı bir kişi ölüyor.

sabah.com.tr

12 Kasım 2007 Pazartesi

Katarakt sonrası, gözlerinizi ovuşturmayın!

Gözün içinde bulunan lensin, saydamlığını kaybetmesi ile katarakt hastalığı oluşuyor. Katarakt görmeyi engelliyor. Hastalığın tedavisi günümüzde rutin olarak uygulanan “Fakoemülsifikasyon (Fako)” tekniğiyle yapılıyor. Gözün içine numaralı bir lens konuluyor, ancak ameliyat dikiş atılmadan yapılıyor.

''Göz damlasını düzenli kullanın''
Katarakt ameliyatı sonrasında hastanın hastanede kalmasına gerek kalmıyor. Hastaya ameliyatın ertesi günü göz kontrolü yapılıyor. Hekimin verdiği göz damlalarının düzenli kullanılması gerekiyor.

Doç. Dr. Coşar, ameliyattan sonraki birinci haftada şunlara dikkat edilmesini öneriyor:
- Gözün üstüne yatmayın
- Gözünüze su ve sabun kaçırmayın
- Saçlarınızı başınızı geriye eğerek, yüzünüze su getirmeden yıkayın
- Göz çevresinde krem, makyaj malzemesi kullanmayın
- Dışarıda güneş gözlüğü veya varsa numaralı gözlüklerinizi takın
- Numaralı gözlüğünüzün ameliyat olunan tarafındaki camını, numarasız camla değiştirin
- Bu sürede yüzmek, ağırlık kaldırmak ve secdeye varmak sakıncalı
- Ameliyatın ikinci haftasından itibaren günlük yaşantıya geri dönülebilir ama gözleri şiddetle ovalamayın

Dikkat edilmezse enfeksiyon oluşabiliyor
Ameliyattan sonraki ilk bir hafta ağırlık kaldırılmaması, gözlerin ovuşturulmaması, darbelerden korunması önemli. Eğer bunlara uyulmazsa, dikişsiz olan yara yerine gözün renkli kısmı olan irisin sıkışması söz konusu olabiliyor. Göze konan lens çarpma veya vurma gibi kazalarla yerinden kayabiliyor. Ayrıca yine bu süre içinde “endoftalmi” denilen ciddi göz enfeksiyonu gelişebiliyor. O yüzden antibiyotikli göz damlalarının kullanımına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Gözlerde hafif ve geçici kızarıklık, kaşıntı, batma olabiliyor. Ancak şiddetli ağrı olursa, acil olarak ameliyatı gerçekleştiren hekime başvurulmalı çünkü ağrı endoftalminin önemli bir belirtisi.

Gözlük gerekebiliyor
Operasyondan bir ay sonra görme muayenesi yapılıyor. Uzak görüş için bazı hastalarda ince bir gözlük gerekebildiği gibi bazı hastalarda gerekmiyor. Yakın görüş için gözlük kullanmak şart. Bu durum, göz içine multifokal (çok odaklı) yapay lenslerin değil de, standart lenslerin konduğu durumlar için geçerli. Göz içine multifokal lens yerleştirildiğinde ise, yakın ve uzak mesafeleri gözlüksüz görmek, ameliyat olanların yüzde 70’inde mümkün olabiliyor.

Bir ve altıncı ayda rutin kontrol
Ameliyattan sonra, birinci ayda gözlük muayenesi yapıldıktan sonra, altıncı ayda rutin bir kontrol daha yapılıyor. Yapay lensin içine konulduğu kapsülün saydamlığını yitirip yitirmediğine bakılıyor. Saydamlığın kaybı, operasyondan sonraki 3 ay ile 4 yıllık süre arasında gelişebiliyor. Arka kapsül saydamlığını yitirdiğinde, “yag-lazer” ile saydamlığını yitirmiş kesenin merkezi delinerek, merkezi alandaki perde etkisi ortadan kaldırılıyor. Arka kapsülde oluşan bu durum yüzünden, yag-lazer uygulaması katarakt cerrahisi geçirenlerin yüzde 10-15’inde gerekli oluyor.


Göz içi lensleri
Katarakt cerahisi son yıllarda hızla gelişti. Kullanılan fakoemülsifikasyon cihazlarının teknolojisi her geçen gün yenileniyor. Daha az enerji, dolayısıyla daha az ısı yayan cihazlar gelişti. Göz içine konan lensler sadece uzağı değil, uzak ve yakın görmeyi aynı anda sağlayıp, yakın gözlüklerinden kurtulmayı sağladı. Göz içine konan yapay lenslerin ultraviyoleyi süzmesi sağlanarak, gözün arka kısmındaki retina (sinir) tabakasına olumsuz etkiler azaltıldı. Ameliyattan sonra gözde numara kaldı ise, bu lenslerin üzerine ultraviyoleye yakın bir ışık uygulanarak lensin göz içinde incelmesi ya da kalınlaşması sağlanıyor. Tüm bu alanlarda araştırmalar devam ediyor.

6 Kasım 2007 Salı

Peki sizin zeka türünüz hangisi?

Bilim adamları tarafından yapılan araştırmalar sonucunda zekanın birden fazla alana yayıldığı ve herkesin kendine özgü zeka türüne sahip olduğu fikri yayın. Peki sizin zeka türünüz hangisi?

Sözel zeka:
Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Dinleyerek öğrenmeyi sever, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. İyi yazarlar, iyi anlatırlar, kitap okumayı, kelime oyunları severler. Kavramlarla ve kelimelerle düşünürler. Sözel zekaya sahip insanlar daha çok yazar, gazeteci ve politikacı olurlar.

Sayısal zeka:
Sayısal zekası yüksek olanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, “neden” demeyi severler, çok soru sorarlar. Olayları kategorize ederek bağlantılar kurmaya kafa yorarlar. Hesap yapmayı, bir makineyi söküp nasıl çalıştığını görmeyi severler. Nedenini bilmediği şeyi fazla akılda tutamazlar. Bilim adamı, matematikçi ve bilgisayar programcısı olma ihtimalleri yüksektir.

Görsel zeka:
Görsel zekası yüksek olanlar işittiklerini değil de, gördüklerini akıllarında daha iyi tutarlar. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Hayal dünyaları geniştir. Resimli kitaplara, sanatsal etkinliklere yatkındırlar. Renklere çok hassastırlar. Mimar, fotoğrafçı ve dekoratör olabilirler.

Müzik zekası:
Ritim, nota, ses tonu, ahenk, melodi gibi müziksel unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Müziksel unsurları hemen fark ederler, değerli bulurlar ve ifade ederler. Nota, solfej bilmeseler bile, melodileri hemen akılda tutarlar. Müzik eşliğinde çalıştıklarında öğrendiklerinin kalıcılığı artar. Tempo tutma, mırıldanma, ıslık çalma, eşlik etme, müzik dinleyerek kitap okuma sevdikleri şeylerdir.

Bedensel zeka:
Bir sorunu çözmek, bir model oluşturmak, bir şeyler üretmek için bedenlerini, ellerini, parmaklarını kullanabilme gücüdür. Bedensel zekası yüksek olanlar, duygu ve düşüncelerini dokunarak, hareketlerle anlatmada beden dilini kullanmaya çok yatkındırlar. Koşmayı, zıplamayı, mimik ve jestleri kullanmayı, bir yerler inşa etmeyi çok severler. El becerileri iyidir, tamir işlerini çok rahat yaparlar. Başkalarının mimik ve jestlerini kolayca taklit ederler. Sporcuların, aktörlerin, heykeltıraşların çoğu bedensel zekası yüksek olan insanlardır.

Sosyal zeka:
Çevresindeki insanların duygularını, isteklerini, ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılaştırma gücüdür. Sosyal zekası yüksek olanlar, insanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Yüz ifadelerine ve seslere, insanlardaki farklılıklara duyarlıdırlar. Yüzleri çok iyi okurlar. Analiz etme, yorumlama ve değerlendirme kapasiteleri yüksektir. Sözlü ve sözsüz iletişimde yetenekleri üstündür. Organize etmeyi, lider olmayı, başkalarına yardım etmeyi, empatik iletişimi ve öğretmeyi severler. Genellikle danışman, öğretmen ve siyasi lider olurlar.

İçsel zeka:
Kendi ile ilgilenme, kendini tanıma, güçlü zayıf taraflarını fark etme yeteneğidir. Kim olduğu, neyi yapmak istediği, nelere yönelmesi gerektiğini, nelerden uzak durması gerektiğini bilme kapasitesidir. Bir şeyi düşünürken kendi duyguları, ilgisi, ihtiyaçları ve istekleriyle amaçlarını bağdaştırmaya çalışırlar. Bağımsız olma, kendilerini açık ve net dile getirme, olaylardan ders almaya yatkındırlar. Psikolog olmaya yatkındırlar.

Doğal zeka:
Çevre, doğa olayları, ekolojik unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Düşünürken doğa formları, hayvan- bitki figürleri ile düşünürler. Hayvan beslemeyi, doğayı, toprakla uğraşmayı önemserler. Mevsimler, iklim olayları ile ilgilenirler. Hava tahmin konularına ilgi duyarlar.

Samanyoluhaber

Yağ seçiminizi gözden geçirin


Modern tıp ve medya kuruluşları, kalp hastalığına neden olduğu iddiası ile kolesterol ve hayvansal doymuş yağlar yerine kolesterol içermeyen margarin ve çoklu doymamış sıvı yağları (mısır, soya, ayçiçeği vb) tüketmemizi ve kolesterol düşüren ilaçları (statinler) önermektedirler.

Bu iddialar, 1900’lu yılların ortalarından itibaren bütün dünyada besin tüketimini önemli ölçüde değiştirmiştir.
Bültenimizin yazarlarından Serkan Yimsel’in de dediği gibi yüzyıllardır Türk mutfağının bir parçası olan tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı, sade yenilen ya da sebze yemeklerine katılan yağlı etler, tam yağlı yoğurt ve peynirler, artık yerini daha önce adını bile duymadığımız bitkisel margarinlere, soya yağlarına, soyadan elde etilen yapay etlere, büyük holding kuruluşlarının ürettiği ve içine binbir çeşit katkı malzemesi, boya ve şeker eklenmiş, buna karşılık yağı alınmış “light” süt ve süt ürünlerine bırakmıştır.

20. yüzyılın başında çok daha fazla kolesterol ve doymuş yağ tüketilirken koroner kalp hastalığından ölümler son derece azdı.

Daha sonraki yıllarda ise margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçek) yağların kullanılmasında müthiş bir artış oldu.

İşin enteresanı koroner kalp hastalığından ölümlerde bir azalma olacağına tam tersine bir patlama meydana geldi.Hem de tıptaki onca ilerlemeye rağmen. Yoksa birileri biz işletiyor mu?
Beslenme bülteni haber7.com

Evde rahatlama önerileri


İşinizden eve döndüğünüzde sizi davetkar yumuşaklığıyla karşılayacak ve sizin keyf alıp biraz daha canlanmanızı sağlayacak önerilere ne dersiniz...

Eve yorgun argın geldiğinizde ilk istediğiniz şey ne olur? Durun tahmin edelim: Şöyle ayaklarınızı uzatıp, rahat bir köşede dinlenmek değil mi? Tabi ki sırtınıza koyacağınız rahat bir yastığı unutmadan…

Eminiz hepinizin evinde bu iş için hazır duran rahat köşeler ve yastıklar vardır. Bunlar da bizden bir kaç öneri, biraz keyif ve canlılık için:


Rengarenk Yastıklar
Yastıklar bir yandan sizin rahatınızı sağlarken, bir yandan da evinize yeni bir hava getirebilirler. Eşyalarınıza uygun renklerde olan yastıkları tecih edebileceğiniz gibi, tamamen zıt renkleri ve hatta birbiri ile alakası olmayan bir kaç rengi bile bir arada kullanabilirsiniz yastık kumaşlarında.
Bunun için para harcamayı düşünüyorsanız, aynı kumaş cinsinden, farklı renklerde istediğiniz büyüklüklerde parçalar satın alabilirsiniz. Kumaşın cinsinin aynı olması renklerin zıtlığını çok belli etmeyecektir. Bu iş için para harcamadan, evdeki kalmış kumaşları da kullanabilirsiniz. Bu tamamen sizin üreteciliğinize kalmış. Bizden fikir vermesi…

Eskileri Değerlendirelim
Kullanmadığınız eski başörtüleriniz çekmecede öylece durup duruyor değil mi? Hangisinin renk ve deseninin bu iş için uygun olduğuna karar verdikten sonra bunu istediğiniz şekilde bir yastık haline dönüştürebilirsiniz. Eğer ebatı büyük bir kare örtünüz varsa, ortadan ikiye kesip, ortaya çıkan iki adet dikdörtgen parçadan iki adet yastık elde etme şansınız var. Dikdörtgen parçaları ortadan ikiye katlayıp, kenarlarını dikin. İçini doldurun. Alın size yeni bir yastık.

Çocuklar İçin
Çocuklar televizyon seyrederken veya kitap okurlarken rahatça uzanmayı severler. Bu iş için onlara kocaman yastıklar lazım. Eşinizin veya sizin artık kullanmadığınız bir tişördüzü, yavrularınız için rahat bir yastık haline dönüştürmeye ne dersiniz? Tişördün kol uçlarını dikin. Etek kısmını da dikin. Sadece yaka kısmı açık kalsın. Buradan elyaf veya pamuk doldurun. Sonra bu açıklığı da dikin. Karşınıza kafası olmayan, doldurulmuş, bir yarım vücut çıkacak. Eminiz çocuklarınız buna bayılacaktır.

4 Kasım 2007 Pazar

Sigara fiyatlarına zam... İşte yeni fiyatlar


Sigarada bugünden geçerli olmak üzere özel tüketim vergisinin artırılmasının ardından Philip Morris-Sabancı (Philsa), zamlı sigara fiyatlarını açıkladı.

Philsa, yarından geçerli olmak üzere sigara fiyatlarına 15 YKr ile 35 YKr arasında değişen miktarda zam yaptı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, daha önce 4,8 YTL'den satılan uzun Marlboro'nun fiyatı 5 YTL'ye, Kısa Marlboro'nun fiyatı da 4,6 YTL'den 4,8 YTL'ye çıktı.

Philsa ürünlerinin eski ve yeni fiyatları ile yapılan zam oranı da şöyle:
Marlboro Uzun: 4,80 (eski) / 5,00 (yeni).
Marlboro Kısa 4,60/ 4,80.
Parliament Reserve 6,00/ 6,00 değişmedi.
Parliament Uzun Kutu 4,90 / 5,25.
Parliament Uzun Paket 4,90 / 5,25.
Parliament Kısa Kutu 4,70 / 5,00.
Murattı 3,50 / 3,75.
Chesterfield 3,50 / 3,75.
L&M Kısa 3,20 / 3,40.
L&M Uzun 3,25 / 3,50.
Lark Kısa 2,50 / 2,75.
Lark Uzun 2,60 /2,75.
Bond Street Kısa 2,50 / 2,75 .
Bond Street Uzun 2,60 / 2,75 .
Lider 2,30 / 2,50.

Tekel de zam yaptı
Sigarada bugünden geçerli ÖTV artışının ardından, Tekel Genel Müdürlüğü de zamlı sigara fiyatlarını açıkladı.
Tekel, yarından geçerli olmak üzere sigara fiyatlarına paket başına 10YKr ile 25 YKr arasında değişen tutarlarda zam yaptı.

Tekel Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, daha önce 4 YTL'den satılan uzun Tekel 2000'in fiyatı 4.25 YTL'ye, Kısa Tekel 2000'in fiyatı 3.75 YTL'den 4 YTL'ye, kısa Maltepe'nin fiyatı da 2.15 YTL'den 2.30YTL'ye yükseldi

1 Kasım 2007 Perşembe

Aralıkta okyanus soğuğu


Atlas Okyanusu'nda oluşan Azor Yüksek Basıncı'na bağlı olarak Türkiye'de yağış miktarı biraz artacak. Kuzeyde soğuk ve karlı kış bekleniyor.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Kayhan, Atlas Okyanusu'nun doğusunda oluşan 'Azor Yüksek Basınç Sistemi'nin aralık ayında Kuzey ve Orta Avrupa kesimini etkisi altına alacağını, bu durumun Türkiye'deki yağışları 'artıracağını' söyledi. Ancak bunun 'Su sıkıntısı bitecek' anlamına gelmediğini vurguladı.

Kayhan'ın verdiği bilgiye göre Azor Yüksek Basınç Sistemi geçen kış Orta Avrupa, Güney Avrupa ve Akdeniz sahasını etkisi altına alarak İzlanda üzerinden gelen yağışlı sistemlerin kuzey enlemlere gitmesini sağlamış; bu nedenle 45 derece kuzey enleminin güneyinde kuraklık yaşanmıştı. Bu yıl aynı sistemin Kuzey ve Orta Avrupa üzerinde etkili olmasının beklendiğini açıklayan Kayhan, şöyle konuştu:

"Bu değerlendirmeler ışığında, aralık ayında güney ve iç kesimlerde, ocak-şubat döneminde iç ve batı kesimlerde mevsim normallerinin altında, diğer bölgelerde mevsim normalleri civarında yağış gerçekleşeceği öngörülmekte. Bu da Türkiye'nin geçen kışa göre biraz daha fazla yağışlı olmasını sağlayacak. Bu, şu anda yaşanan su eksikliğini giderecek demek değildir. Bu konuyla ilgili yorum yapmak için su bütçesi, alternatif su kaynaklarıyla bunlara ilişkin planlamaların bir arada değerlendirilmesi gerekiyor."

Azor Yüksek Basıncı'nın etkisiyle kış boyunca kuzey enlemlerden Türkiye'ye soğuk hava taşınması, poyraz, yıldız ve karayelin bolca esmesi bekleniyor:

Bu kış soğuk geçecek

Kayhan'ın kış hava tahmini şöyle: "Özellikle, kuzeyde sıcaklığın mevsim normallerine göre 0.5-1 derece düşük olacağını tahmin ediyoruz. Kuzey kesimlerde kar yağışlarının biraz daha fazla olması kaçınılmaz.

Sonuç olarak mevsim normallerine göre biraz daha soğuk ve özellikle kuzey kesimlerde biraz daha yağışlı bir kış tahmin etmekteyiz."

Ayak sağlığı ayakkabı seçiminden geçiyor


Ayakkabı alırken, terletmeme, hava sirkülasyonu sağlama ve ayakları rahat ettirme özelliklerine özen gösterilmesi gerekiyor.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, gün boyu vücudun bütün yükünü taşıyan ayakların bakımının çok önemli olduğunu ve gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini söyledi.

“Sentetik deriden yapılan ayakkabılar, nemle birlikle sık karşılaşılan mantar hastalığına zemin hazırlıyor”

Ayak sağlığında en sık karşılaşılan problemin, terlemeye bağlı olarak ortaya çıkan, kaşınma ve mantar hastalığı olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, bunun en önemli sebebinin ise sentetik derinden imal edilen ayakkabılar olduğunu söyledi.


Ayakkabı alınırken, öncelikli olarak ayakların rahat edeceği, topuklarda da ölçülü yüksekliklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Memişoğlu, şöyle konuştu:“İnsanın tüm yükünü taşıyan ayaklar, gerekli hassasiyeti de fazlasıyla hak ediyor. Sağlıklı ayaklar için en önemli unsuru ise ayakkabı oluşturuyor. Ayakkabı alınırken, derisinin sentetik madde içermemesi önemli. Mutlaka, hava sirkülasyonun sağlanması açısından malzemesinin hakiki deri olmasına özen gösterilmeli. Bunun yanı sıra ayakkabının taban astarı da deriden yapılmalı. Sentetik deriden yapılan ayakkabılar, nemle birlikle sık karşılaşılan mantar hastalığına zemin hazırlıyor. Ayakkabıda nem oluşması mikropların ürümesi için uygun ortam yaratır.”

Ayakkabının yanı sıra giyilecek çorabın seçimine de dikkatli olunmasını öneren Memişoğlu, terlemeyi önleyici iplikten yapılmış olanların tercih edilmesini istedi.

Satın alırken, şıklığın yanı sıra daha çok rahatlığın ön planda tutulması gerektiğine dikkati çeken Memişoğlu, olası nemin giderilmesi için ayakkabıların mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Dinlendirilen ayakkabılarda mikrop oluşumunun önleneceğini anlatan Memişoğlu, “Ayak sağlığı ve istenmeyen kokuları önlemek için ayakkabıları nöbetleşe giyin. Böylece hem ayaklarınızı hem de ayakkabılarınızı korumuş olursunuz” dedi.

Memişoğlu, ayakta sağlık sorunu oluşması durumunda erken müdahalenin önemli olduğunu sözlerine ekledi.

31 Ekim 2007 Çarşamba

Aşırı stres yüzünden aort damarı yırtıldı


Şişli’deki işyerinden Kozyatağı’ndaki evine gitmek üzere yola çıkan 47 yaşındaki makine mühendisi Bayram Akkaya, trafiğin tıkanmasına sinirlenince aort damarı yırtıldı ve hastanelik oldu.

Tomografide, kalbinden çıkan ve beyne giden damarları besleyen ana damarda yırtık oluştuğu belirlenen Akkaya ameliyata alındı. Aortun yırtılan kesimi, yapay damarla değiştirildi.

Yüksek tansiyon hastası olan makine mühendisi Bayram Akkaya (47), önceki gün Şişli’deki işyerinden Kozyatağı’ndaki evine gitmek üzere yola çıktı. Köprüde akşam trafiğine takılan Akkaya’nın tansiyonu yükseldi. Göğsündeki ağrı nedeniyle yola devam edemeyip bir hastaneye giden Akkaya, tansiyonu düşürülerek evine gönderildi.

Bayram Akkaya, sabaha karşı göğsündeki ağrı yeniden şiddetlenince, kalp krizi şüphesiyle acil olarak hastaneye götürüldü. Kalbinden çıkan ve beyine giden damarları besleyen ana damarda yırtık oluştuğu belirlenen Akkaya, hemen ameliyata alındı.

Aortun yırtılan kesimi, yapay damarla değiştirildi. Her gün sabah ve akşam birer saatinin trafikte geçtiğini söyleyen Bayram Akkaya, "Trafiğin durumunu görünce çok gerildim. O sırada hiçbir şey yapamamak beni çok sinirlendirdi. Zaten yüksek tansiyonum vardı. Demek ki o sırada fırladı" dedi.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süha Küçükaksu, bu tip ameliyatlarda yüzde 15-20 ölüm riski olduğunu belirtti. Prof. Küçükaksu, şunları söyledi:"Bu gibi durumlarda ölüm riski her saat başı yüzde bir artar. O sırada tansiyonunu düşürdük, rahatlattık. Tansiyon kontrol altına alındı. Sabah saat 8.30’da ameliyata girdik. Bu ameliyatlar kalp cerrahisinin en riskli ameliyatlarıdır. Genelde bu tip ameliyatların yüzde 15-20 civarında ölüm riski vardır. Çünkü damar yırtıldığı için ve damar tabakaları kanla ayrıştığından dikiş tutmayabilir. Çok büyük bir damar olduğu için kalpten çıkan bütün kan bu damardan geçiyor. Hastanın göğsünü açtığımızda kalp zarının içi kan doluydu. Bu da gösteriyor ki hastamızı dakikalar içinde ameliyata almakla kurtarabildik."

26 Ekim 2007 Cuma

Kanserli hücreye buz topu


Kanser hücrelerinin dondurularak ortadan kaldırılmasını sağlayan "kriyoterapi" yöntemi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uygulanmaya başlandı.

Kanser tedavisinde uygulanan "ameliyat" ve "ışın tedavisi" yöntemlerine alternatif olan "kriyoterapi" yöntemi, Türkiye'de ilk defa Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı "Üroonkoloji Ünitesi"nde uygulandı. GÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Sinan Sözen'in başkanlığındaki ekip tarafından, 2 prostat ve 1 böbrek kanseri hastası önceki gün "kriyoterepi" yöntemi uygulanarak ameliyat edildi.

Yöntemin 2000'li yıllardan itibaren Avrupa'da ve ABD'de birçok merkezde uygulandığını ve başarılı sonuçlar alındığını söyleyen Sözen, "Yaptığımız 3 ameliyat da son derece başarılı geçti. Hastalarımız, 12 gün içinde sosyal yaşamlarına dönebilecekler" dedi.

Buz topu oluşuyor

Sözen, prostat kanserinde kriyoterapi tedavisinin ultrasonografi eşliğinde, böbrek kanseri tedavisinin de bilgisayarlı tomografi ve laparoskopik (ufak kesiler açılarak vücudun içinin kamera yardımıyla görüntülenmesi) yöntemle yapıldığını belirterek şunları kaydetti:

"Böbrek veya prostat dokusundan kaynaklanan tümörün yeri kesin olarak tespit ediliyor ve tümörün içine özel iğneler yerleştiriliyor. Bu iğnelerden doku içine basınçlı olarak Argon ve Helyum gazı verilerek dokunun sıcaklığı yaklaşık (20) dereceye kadar düşürülüyor.

Bu sıcaklıkta hiçbir hücre yaşayamadığı için tümör dokusu yok olmaya başlıyor. Donmaya devam eden doku, giderek büyüyen buz topu haline geliyor. Oluşan buz topunun, kanserli dokunun tamamını yok edecek kadar büyüdüğünden emin olduktan sonra işleme son veriyoruz."

Kanserin erken evresi

Sözen, şunları söyledi: "Yöntem, kısmi organla sınırlı, erken evre ya da organın sınırlarını aşmamış, erken evrede tanı konulan böbrek tümörü ve prostat kanseri hastaları için kullanıldığında başarı şansı çok yüksek. Bu tedavi ile yaşı veya mevcut hastalıkları (diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları gibi) nedeniyle ameliyat edilemeyen hastalar da tedavi olma şansına sahip oluyorlar."

25 Ekim 2007 Perşembe

Kalp hastalıklarında Avrupa birincisiyiz

Türkiye'yi de kapsayan Avrupa Kalp Sağlığı Araştırması'nın sonuçlarına göre, kalp krizi geçirenler içinde 50 yaş altındakilerin oranı Türkiye'de yüzde 20'yi buldu.

Türkiye'yi yüzde 17.2 ile Romanya, yüzde 16.9 ile İngiltere ve Fransa, yüzde 16.7 ile Belçika takip etti.

22 ülkede yapılan 3. Euro Aspire (Kalp Krizini Azaltmak İçin Avrupa Çapında Önlem Girişimi) araştırmasına Türkiye'den de 700 hasta katıldı.

Araştırma sonuçlarında, Türklerin genç yaşta kalp krizi geçirmesinin en önemli nedeni olarak sigara gösterildi. 22 Avrupa ülkesinden en fazla sigara tüketen ülkelerin Türkiye ve Güney Kıbrıs olduğu saptandı. Sigara tüketimi dışında kilo fazlalığı, hareketsizlik, kan basıncı yüksekliği gibi sorunların da etkili olduğu belirlendi. Kalp krizi geçirdikten sonra hastaların yüzde 50'sinin de sigara içmeye devam ettiği ve yarısının egzersiz yapmadığı ortaya çıktı.

Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, her gün 30 dakika yürüyüş yaparak, bol sebze ve meyve tüketerek ve sigaradan uzak kalarak kalp krizi riskinin yüzde 25-40 oranında azaltılabileceğini vurguladı.

Doğru beslen, spor yap, kalbini koru
İsveç'in başkenti Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü'nden Dr. Agneta Akesson ve arkadaşlarının yapıtğı araştırmaya göre, doğru beslenme, az alkol, fiziksel olarak etkin olmak, sağlıklı bir kiloda kalmak ve sigara içmemek, kadınlarda kalp krizi riskini önemli oranda düşürüyor. Uzmanlara göre,günde 5 gram ya da daha az alkol alan kadınlarda, daha az sağlıklı beslenenlere göre, ilk kalp krizi riski yüzde 57 oranında azalıyor.