Spor Toto Teşkilat Başkanlığı Hukuk Müşavirliği, internet ortamında yasa dışı bahis oynatan yabancı 7 internet sitesinin sorumluları hakkında suç duyurusunda bulundu.
Yasa dışı bahis oynatanlara 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören 7258 sayılı kanuna rağmen faaliyetlerine devam eden internet sitelerinin sorumlularının cezalandırılması istendi.
Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunan Hukuk Müşavirliği, söz konusu siteler hakkında yapılan suç duyurusunda sorumluların, astronomik rakamlara varan vergi kaybına sebep oldukları, denetimsiz bahis oynatarak vatandaşlara zarar verdikleri ve kanunlara muhalefet ettikleri gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmasını istedi.
-''KORSAN SİTELERE GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ''-
Spor Toto Teşkilat Başkanı Bekir Yunus Uçar, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, illegal olarak bahis oynatan internet sitelerinin vergi kaybı nedeniyle ülkeye zarar verdiklerini söyledi.
Bu sitelerin kazanılan ikramiyeleri ödememekle vatandaşlara da zarar verdiğini belirten Uçar, şöyle konuştu:
''Yasalardan aldığımız güçle bu sitelere göz açtırmayacağımızı defalarca kamuoyuna açıkladık, vatandaşlarımızı uyardık. Bütün uyarılarımıza rağmen bu siteler faaliyetlerine devam ediyor. Bu sitelerin tamamı kapanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Korsanlık sadece Web ortamında değil, yerleşik terminaller aracılıyla da devam ediyor. Vatandaşlarımızı hem ülkeye hem de kendilerine zarar vermemeleri için, bu tür site ve terminallerden uzak durmaya çağırıyorum.''
7 Temmuz 2007 Cumartesi
Otizm Tedavisinde Büyük Umut
Bilimadamları, iletişim ve sosyal becerileri kısıtlayan otizm hastalığının etkilerini azaltmayı ilk kez başardı.
Fareler üzerinde yapılan deneylerde, beyindeki bir enzimi engelleyen uzmanlar, böylece ilk kez otizme özgü davranış bozukluklarında azalma kaydetti. Bu durumda, hastaların otizm ortaya çıktıktan sonra dahi tedavi edilmesi mümkün olabilecek.
Otizm, çocukların sosyal ve iletişim becerilerini engeleyen bir çeşit gelişim bozukluğu olarak nitelendiriyor. Otizmin ortaya çıktıktan sonra tedavisinin mümkün olmadığı düşünülüyor. Ancak, ABD’deki MIT Ünversitesi’nde yapılan bir araştırmada uzmanlar ilk kez zihinsel gerilik ve otizm semptomlarını azaltmayı başardı.
Araştırmada, beyin hücreleri arasındaki iletişimi belirleyen PAK adlı enzimin işleyişi engellendi. Böylece hiperaktivite ve tekrarlayan hareketler gözlemlenen farelerde bu semptomlarda iyileşme sağlandı.Otizm ortaya çıktıktan sonra da tedavi mümkün olabilirBöylece hem hafif zihinsel engeller hem de otizmde hastalık ortaya çıktıktan sonra da tedavinin mümkün olabileceği ilk kez kanıtlanmış oldu.Otizm, IX kromozomuyla taşınan bir gende meydana gelen değişimden kaynaklanıyor.
Hastalık, sosyal ilişkiler ve konuşmada güçlük, hayal gücünü kullanmada zorlanma ve değişikliklere karşı tepki gösterme gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
Fareler üzerinde yapılan deneylerde, beyindeki bir enzimi engelleyen uzmanlar, böylece ilk kez otizme özgü davranış bozukluklarında azalma kaydetti. Bu durumda, hastaların otizm ortaya çıktıktan sonra dahi tedavi edilmesi mümkün olabilecek.
Otizm, çocukların sosyal ve iletişim becerilerini engeleyen bir çeşit gelişim bozukluğu olarak nitelendiriyor. Otizmin ortaya çıktıktan sonra tedavisinin mümkün olmadığı düşünülüyor. Ancak, ABD’deki MIT Ünversitesi’nde yapılan bir araştırmada uzmanlar ilk kez zihinsel gerilik ve otizm semptomlarını azaltmayı başardı.
Araştırmada, beyin hücreleri arasındaki iletişimi belirleyen PAK adlı enzimin işleyişi engellendi. Böylece hiperaktivite ve tekrarlayan hareketler gözlemlenen farelerde bu semptomlarda iyileşme sağlandı.Otizm ortaya çıktıktan sonra da tedavi mümkün olabilirBöylece hem hafif zihinsel engeller hem de otizmde hastalık ortaya çıktıktan sonra da tedavinin mümkün olabileceği ilk kez kanıtlanmış oldu.Otizm, IX kromozomuyla taşınan bir gende meydana gelen değişimden kaynaklanıyor.
Hastalık, sosyal ilişkiler ve konuşmada güçlük, hayal gücünü kullanmada zorlanma ve değişikliklere karşı tepki gösterme gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
5 Temmuz 2007 Perşembe
Listeyi 254 Kişi Oluşturdu!
SPOR, İŞ, MEDYA, MÜZİK, SİNEMA VE TİYATRO DÜNYASININ EN BEYFENDİ İSİMLERİ SEÇİLDİ.
İstanbul, Ankara ve İzmir'de yaşayıp rakı tüketen, 25-45 yaşlarında 254 kişiye 'Beyefendi deyince aklınıza hangi ünlü isim geliyor' diye soruldu. İşte sonuçlar;
Spor: Fatih Terim, Aykut Kocaman, Rıdvan Dilmen, İbrahim Kutluay, Ergun Penbe, Mustafa Denizli, Nihat Kahveci, Semih Saygıner, Mehmet Okur, Can Bartu.
İş Dünyası: Ali Koç, Rahmi Koç, Adnan Polat, Cem Boyner, Bülent Eczacıbaşı, Şakir Eczacıbaşı, İshak Alaton, Ferit Şahenk. Medya Uğur Dündar, Can Dündar, Hulki Cevizoğlu, Mehmet Ali Birand, Güneri Cıvaoğlu, Hakkı Devrim, Haşmet Babaoğlu, Oktay Ekşi.
Müzik: Orhan Gencebay, Ahmet Özhan, Kayahan, Mustafa Sağyaşar, İlhan Şeşen, Yavuz Bingöl, Volkan Konak, Erol Evgin, Fatih Erkoç, Gürer Aykal, Levent Yüksel, Tarkan.
Sinema: Şener Şen, Kenan İmirzalıoğlu, Tarık Akan, Mehmet Aslantuğ, Cüneyt Arkın, Çağan Irmak, Nejat İşler, Mehmet Ali Alabora, Halit Ergenç, Süleyman Turan.
Tiyatro: Haluk Bilginer, Metin Akpınar, Altan Erkekli, Gazanfer Özcan, Haldun Dormen, Çetin Tekindor, Rutkay Aziz, Emre Kınay, Mustafa Alabora, Genco Erkal, Erol Günaydın.
Yazı ve Edebiyat: Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Sunay Akın, Asaf Savaş Akad, Kürşat Başar, Enis Batur, Aydın Boysan, Nebil Özgentürk, Selim İleri, Uğur Cebeci, Doğan Hızlan, Ahmet Ümit.
Televizyon: Beyazıt Öztürk, Kenan Işık, Halit Kıvanç, Osman Yağmurdereli, Okan Bayülgen, Kıvanç Tatlıtuğ, Cem Yılmaz.
İstanbul, Ankara ve İzmir'de yaşayıp rakı tüketen, 25-45 yaşlarında 254 kişiye 'Beyefendi deyince aklınıza hangi ünlü isim geliyor' diye soruldu. İşte sonuçlar;
Spor: Fatih Terim, Aykut Kocaman, Rıdvan Dilmen, İbrahim Kutluay, Ergun Penbe, Mustafa Denizli, Nihat Kahveci, Semih Saygıner, Mehmet Okur, Can Bartu.
İş Dünyası: Ali Koç, Rahmi Koç, Adnan Polat, Cem Boyner, Bülent Eczacıbaşı, Şakir Eczacıbaşı, İshak Alaton, Ferit Şahenk. Medya Uğur Dündar, Can Dündar, Hulki Cevizoğlu, Mehmet Ali Birand, Güneri Cıvaoğlu, Hakkı Devrim, Haşmet Babaoğlu, Oktay Ekşi.
Müzik: Orhan Gencebay, Ahmet Özhan, Kayahan, Mustafa Sağyaşar, İlhan Şeşen, Yavuz Bingöl, Volkan Konak, Erol Evgin, Fatih Erkoç, Gürer Aykal, Levent Yüksel, Tarkan.
Sinema: Şener Şen, Kenan İmirzalıoğlu, Tarık Akan, Mehmet Aslantuğ, Cüneyt Arkın, Çağan Irmak, Nejat İşler, Mehmet Ali Alabora, Halit Ergenç, Süleyman Turan.
Tiyatro: Haluk Bilginer, Metin Akpınar, Altan Erkekli, Gazanfer Özcan, Haldun Dormen, Çetin Tekindor, Rutkay Aziz, Emre Kınay, Mustafa Alabora, Genco Erkal, Erol Günaydın.
Yazı ve Edebiyat: Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Sunay Akın, Asaf Savaş Akad, Kürşat Başar, Enis Batur, Aydın Boysan, Nebil Özgentürk, Selim İleri, Uğur Cebeci, Doğan Hızlan, Ahmet Ümit.
Televizyon: Beyazıt Öztürk, Kenan Işık, Halit Kıvanç, Osman Yağmurdereli, Okan Bayülgen, Kıvanç Tatlıtuğ, Cem Yılmaz.
4 Temmuz 2007 Çarşamba
Candan Erçetin Fanta Gençlik Festivalinde !
Fanta Gençlik Festivali başladı.
Candan Erçetin,Mirkelam ve Beyaz'ın katıldığı bu seneki festivalin programı ise şöyle:
4 Temmuz 2007-Ankara-Armada Alışveriş Merkezi Otoparkı
6 Temmuz 2007-Samsun-Veteriner Lisesi
8 Temmuz 2007-Trabzon-Adıgüzel Fuar Alanı
10 Temmuz 2007-Erzurum-Cemal Gürsel Stadı Yanı
13 Temmuz 2007-Malatya-İnönü Üniversitesi Şenlik Alanı
14 Temmuz 2007-Gaziantep-Eski Fuar Alanı
15 Temmuz 2007-Adana-Adana Toffee Karting Pisti
17 Temmuz 2007-Kayseri-Atatürk Stadyumu Yanı
19 Temmuz 2007-Konya-Atatürk Stadyumu Yanı
20 Temmuz 2007-Antalya-Beachpark
24 Temmuz 2007-Aydın-Adnan Menderes Stadı Yanı
25 Temmuz 2007-İzmir-İzmir Fuarı
27 Temmuz 2007-Bursa-Asmerkez Otoparkı
28 Temmuz 2007-İstanbul-İtü Maslak Kampüsü
29 Temmuz 2007-Tekirdağ-Belediye Şenlik Alanı
Candan Erçetin,Mirkelam ve Beyaz'ın katıldığı bu seneki festivalin programı ise şöyle:
4 Temmuz 2007-Ankara-Armada Alışveriş Merkezi Otoparkı
6 Temmuz 2007-Samsun-Veteriner Lisesi
8 Temmuz 2007-Trabzon-Adıgüzel Fuar Alanı
10 Temmuz 2007-Erzurum-Cemal Gürsel Stadı Yanı
13 Temmuz 2007-Malatya-İnönü Üniversitesi Şenlik Alanı
14 Temmuz 2007-Gaziantep-Eski Fuar Alanı
15 Temmuz 2007-Adana-Adana Toffee Karting Pisti
17 Temmuz 2007-Kayseri-Atatürk Stadyumu Yanı
19 Temmuz 2007-Konya-Atatürk Stadyumu Yanı
20 Temmuz 2007-Antalya-Beachpark
24 Temmuz 2007-Aydın-Adnan Menderes Stadı Yanı
25 Temmuz 2007-İzmir-İzmir Fuarı
27 Temmuz 2007-Bursa-Asmerkez Otoparkı
28 Temmuz 2007-İstanbul-İtü Maslak Kampüsü
29 Temmuz 2007-Tekirdağ-Belediye Şenlik Alanı
3 Temmuz 2007 Salı
"Uçan Balon Gençlik ve Eğitim Merkezi"
Adana'nın merkez ilçe Yüreğir'e bağlı İsmaliye Köyü'ne 15 yıl önce inşa edilen ancak kullanılmayınca çürümeye terk edilen hayvan barınağı, Sokak Çocukları Derneği tarafından risk altındaki çocuklar için eğitim yuvasına dönüştürüldü.
Adana Sokak Çocukları Derneği Başkanı Fazilet Aksu, yaptığı açıklamada, Adana İl Özel İdaresi tarafından 15 yıl önce yaptırılan ve kullanılmayın hayvan barınağını, "Uçan Balon Gençlik ve Eğitim Merkezi"ne dönüştürdüklerini söyledi.
Risk altındaki çocukları topluma kazandırmak için burada eğitim verdiklerini belirten Aksu, "Hayvan barınağını yaptığımız çalışmalarla eğitim yuvasına dönüştürdük. Ahırları tek tek dershane haline getirdik. Bilgisayar, mermer, İngilizce, mozaik atölyesi yaptık. Binanın arazisine sera kurarak sokak çocuklarına organik tarım yapmalarını sağladık" dedi.Merkezde, çocuklara,"balık yetiştirme", "çiçek üretme", "kaportacılık", "karo ve seramik döşeme", "kebapçılık ve tatlı yapımı" konularında teorik eğitimi verildiğini söyledi.
Aksu, projede verilecek eğitime göre hazırlanan merkez içerisinde, Adana Valiliği İl Özel İdaresi tarafından yaptırılan 10 derslik, konferans ve sosyal aktiviteler salonu, revir, kafeterya, yemekhane, mutfak, organik tarım ile çiçek üretiminin yapıldığı seraların bulunduğunu belirterek, "Yaşları 15-24 arası değişen 150'ye yakın çocuğumuz, merkezde meslek eğitimi alarak mezun oldu. Bir çok meslek sahibi olan gençler iş bularak toplumda risk altından kurtuldu. Merkezde de şimdi "Sosyal Riski Azaltma Projesi" (SRAP) kapsamındaki "Aydınlık Yarınlar Projesi" ile risk altındaki 50 çocuk ve gence meslek eğitimi veriliyor. Şu anda en iyi koşullara sahip olan dersliklerde, sosyal uyum programı kapsamında okuryazarlık ve konuşma becerilerini geliştirme, ilkyardım, elişi, yurttaşlık, sosyal drama eğitimleri alıyorlar. En kısa zamanda da yapım aşamasında olan seracılık, kebap ve tatlıcılık derslerinin uygulanması için hazırlanan alanlarda eğitimlerine devam ediliyor" diye konuştu.
Aksu, risk altındaki çok sayıda çocuğun burada aldığı eğitimle meslek sahibi olacağını kaydetti.
Adana Sokak Çocukları Derneği Başkanı Fazilet Aksu, yaptığı açıklamada, Adana İl Özel İdaresi tarafından 15 yıl önce yaptırılan ve kullanılmayın hayvan barınağını, "Uçan Balon Gençlik ve Eğitim Merkezi"ne dönüştürdüklerini söyledi.
Risk altındaki çocukları topluma kazandırmak için burada eğitim verdiklerini belirten Aksu, "Hayvan barınağını yaptığımız çalışmalarla eğitim yuvasına dönüştürdük. Ahırları tek tek dershane haline getirdik. Bilgisayar, mermer, İngilizce, mozaik atölyesi yaptık. Binanın arazisine sera kurarak sokak çocuklarına organik tarım yapmalarını sağladık" dedi.Merkezde, çocuklara,"balık yetiştirme", "çiçek üretme", "kaportacılık", "karo ve seramik döşeme", "kebapçılık ve tatlı yapımı" konularında teorik eğitimi verildiğini söyledi.
Aksu, projede verilecek eğitime göre hazırlanan merkez içerisinde, Adana Valiliği İl Özel İdaresi tarafından yaptırılan 10 derslik, konferans ve sosyal aktiviteler salonu, revir, kafeterya, yemekhane, mutfak, organik tarım ile çiçek üretiminin yapıldığı seraların bulunduğunu belirterek, "Yaşları 15-24 arası değişen 150'ye yakın çocuğumuz, merkezde meslek eğitimi alarak mezun oldu. Bir çok meslek sahibi olan gençler iş bularak toplumda risk altından kurtuldu. Merkezde de şimdi "Sosyal Riski Azaltma Projesi" (SRAP) kapsamındaki "Aydınlık Yarınlar Projesi" ile risk altındaki 50 çocuk ve gence meslek eğitimi veriliyor. Şu anda en iyi koşullara sahip olan dersliklerde, sosyal uyum programı kapsamında okuryazarlık ve konuşma becerilerini geliştirme, ilkyardım, elişi, yurttaşlık, sosyal drama eğitimleri alıyorlar. En kısa zamanda da yapım aşamasında olan seracılık, kebap ve tatlıcılık derslerinin uygulanması için hazırlanan alanlarda eğitimlerine devam ediliyor" diye konuştu.
Aksu, risk altındaki çok sayıda çocuğun burada aldığı eğitimle meslek sahibi olacağını kaydetti.
Çuvalı Kürtler Görsün Diye Çıkarttılar
Süleymaniye’deki çuval olayında 11 Türk askeri ile birlikte ’Türk terör zanlısı’ olarak gözaltına alınıp başına çuval geçirilen Michael Todd yaşadıklarını “Çuval” adlı kitapta anlattı...
4 Temmuz 2003 günü Amerikan askerlerinin Türk Özel Kuvvetleri mensubu 11 askerin başına çuval geçirdiği baskın sırasında ülkesinde sunuculuk yapan İngiliz vatandaşı Michael Todd da vardı. Hayatını sunuculuk yaparak ve çocukları eğlendirerek kazanan Michael Todd, İngiltere’nin tanınmış simalarından biriydi. Kız arkadaşı, kızlarıyla birlikte Kuzey Irak’ta yaşıyordu. Amacı onları bulup geri getirmekti.
Takip ettigi izler onu Süleymaniye’ye sürükledi. Onları orada bulamadı ama tarihi Süleymaniye baskını kurbanlarından biri oldu. Amerikalılar onu Türk Özel Kuvvetleri Komutanı sanınca Tood da Türk askerleriyle birlikte gözaltında kaldı ve Amerikan askerlerinin insanlık dışı muamelesine tanık oldu. Serbest kaldıktan sonra ülkesine dönen Tood, tam 3,5 yıl süren büyük bir araştırma yaptı. Irak’taki olayla ilgili olarak resim ve kanıt topladı.
York şehrindeki evi adeta “Süleymaniye Baskını Müzesi’ne dönüştü. Kerkük ve Bağdat’ta tanıştığı, kendisini gözaltına alan Amerikalı askerlerle kurduğu dostluk ilişkileri sayesinde çektiği acısının belgesi olan fotoğrafları ele geçirdi.
Tood, topladığı bütün bilgilerin ışığında Süleymaniye olayının perde arkasını ”Çuval“ adlı kitapta kaleme aldı. Tood’un yakın dost olduğu Süleymaniye Türk Özel Kuvvetleri Komutanı Binbaşı Aydın Eser de suskunluğunu ilk kez bu kitap için bozdu.
Elleri kelepçeliydi
”4 Temmuz 2003, yaklaşık olarak saat 15.30’da Birleşik Devletler ordusunun Süleymaniye’de operasyon yapacağıyla ilgili hiç bir fikrim yoktu. Kürdistan Yurtseverler Birliği Bürosu’na geldim. Kafamı kaldırdığımda iki kahverengi üniformalı askerin aceleyle bana doğru geldiğini gördüm. Çok kaba davranıyorlardı. İngilizce konuşan yoktu, sadece “Hayır, hayır, hayır” “Gel, gel, gel” ve “Türk” diyorlardı. Orduya ait bir kamyonun içinde sessiz ve hareketsiz insanlar görüyorum. Hiçbiri hareket etmiyor, hepsinin başına birer çuval geçirilmiş.
Onlar insan, hepsinin kafasında plastik çuvallar var ve elleri kelepçelenmiş. Burada neler oluyor ve neden bu adamlar-on beş ya da yirmi kişi kadar- Süleymaniye’de Birleşik Devletler askerleri tarafından esir alınmış?
Bana bir ömür kadar uzun gelen on saniye boyunca kafasına çuval geçirilmiş insanlara baktım. Bir binanın arka bahçesinden sola döndük. İrikıyım otuz kadar Birleşik Devletler askeriyle yüz yüzeydim, hepsi silahlıydı, hepsi tetikteydi, hepsi gergindi ve hepsi korkmuştu.
Kokusu hala burnumda
Yerden beyaz bir çuvalın alındığını gördüm. “Geçirin kafasını” lafını duydum. Elektrikler kesilmeden önce duvara tekrar şiddetle çarpıldım ve ayaklarımı ayırmam için tekmelendim. Çok kabaydılar, cinsel organıma bile sert davrandılar. Çuvalın ağzı açıldı ve kafama geçirildi. Bu ağzın etrafında dişleri yoktu, köşeleri vardı, hevesli eller tarafından çuval zorla kafama geçirildi. Çuvalın kokusu hala burnumda. Pislik torbası hacılar Bana herhangi bir talimat vermediler, sadece sonradan öğrendiğime göre içinde Türk Özel Kuvvetleri’nin bulunduğu kamyonun içine fırlattılar. Kamyonun sıcak metal zeminine sert bir biçimde düştüm ve kafamı oldukça sert bir şeye çarptım. Boğucu çuvalın altında, yarı karanlıkta hiçbir şey anlayamıyordum...
“Pislik torbası hacılar, çeneninizi kapayın, çuvallarını da çıkartın da sizi iyice bir pataklayayım” ve buna benzer şeyler duydum. Amerikalıların küfürleri dışında da sesler duyuyordum. Bir askerin kamyona tırmandığını gördüm ve yumruğunu sol tarafımda duran adamın suratına indirdi. Çuvalı çıkarmamasını söyledi. Fırın-kamyonun içinde beklerken çok fazla konuşma duyuyorum, tüm yakarışlara kayıtsız kalıyorlar. Diğer adamlar su istiyor, ama ana dilleri İngilizce değil. Aniden saldırıyorlar yanımızdaki askerler, kafalara vuruyorlar ve bağıyorlar....
Parmakları sürekli tetikteydi ve bıçaklarını gösteriyorlardı.... Bu çocuk sayılacak yaştaki askerler bazılarımızın El Kaideci olduğundan şüpheleniyorlardı
Kelepçeli eziyet
Yanımdaki adam çok acı çekiyordu, plastik kelepçeler ona eziyet ediyordu. Hepimiz öyleydik ama onun hayati tehlikesi vardı. Çünkü ellerinin rengi değişmeye başlamıştı. Türkçe konuştuklarından emindim, bu mümkün değildi çünkü ABD ve Türkiye müttefikti. Kimse gülmüyordu, herkes şaşkındı. Yanımda yatan adamla aramda bir yakınlık olduğunu hissettim, şükürler olsun ki adam sağdı ama pek iyi bir durumda değildi. İngilizcesi gayet iyiydi, bana milliyetimi sordu, kendisi Türktü, Ankaralıydı, aramızdaki bağ büyüdü...
Tüfeğimi vermedim yüzüne tükürdüm
Neden başımızdaki çuvalları çıkarmışlardı? Bunu kasıtlı yaptıklarını şimdi anlıyorum, ABD iyi bir iş yaptığını Kürtlere göstermiş oluyordu. ....
Duyduklarım şunlardı, bunları yazdığım için çünkü kötü laflar: ’Şu alçak bir daha çuvalını çıkarmaya kalkarsa onu delik deşik edeceğim. Şu alçaklardan birini süngülemek çok hoşuma giderdi. Çok üzgün görünüyorlar, sanki birazdan kafası kesilecek bir grup tavuğa benziyorlar!’, ’Burayı biraz boşaltalım, kapıları kilitleyelim ve birkaçının kafasını keselim, bakalım kafaları kesilince ortalıkta koşabiliyorlar mı?’ Biri koluma dokundu ve su şisesiyle kafamdaki çuvalı dürttü.
Çuvalı kaldırdım, komşum nazikçe bana su ikram ediyordu. Bu dostluğu asla unutmayacağım, o da en az benim kadar korkmuştu, benim gibi o da yaşamının en korkulu dakikalarını yaşıyordu ve bu Türk bana su ikram ediyordu, şişenin içinde çok az su kalmıştı, suyun hepsini içebilirdi ama bu suyu benim için ayırmıştı...
Bu Türkler kimdi? Hiçbiri gözüme ’tehlikeli teröristler’olarak görünmüyordu.
Todd, serbest kaldıktan sonra Türkiye’de Komutan Aydın Eser ile buluştu. İlk kez konuşan Komutan Aydın, şunları anlattı: Komutan yerde yatarken şiddetli bir tekme yemiş ve kaburgası kırılmıştı. Süleymaniye’deki Türk ofisinde ABD’li asker komutanın üzerine saldırıp yere indirmişti. O an yaşadıklarını anlatırken, “Orada adamlarıma kötü davranıyorlardı, diz çöküp silahımı teslim etmeyi reddettim ve yüzlerine tükürdüm” dedi. Çıplak zeminde yatmak zorunda bırakıldılar. Kaldıkları oda dört metre genişliğinde ya vardı ya yoktu. Zaten hiçbiri uyumadı.
Orada birlikte şarkı söylediklerini hatırlıyorum.
Komutan Aydın, “Amerikalıların moralini bozmak için şarkı söylüyorduk” dedi. İngiliz rock grubu Status Quo’nun “You are in the Army Now” şarkısını bağıra bağıra söylüyorlardı....
O şarkıyı orada en az otuz kez arka arkaya ve bağırarak söylediklerini anlattı. Amerikalıların sinirini bozmak için kapıya yaklaşıp öyle söylüyorlardı. “Ne zaman şarkıya başlasak nöbetçiler çocuk gibi kaçışıyordu” dedi. “Bazı adamların çuvallı kafalarına tekme yediler” dedim. “Evet, başlarını hizada tutmak için yaptılar. Bazı askerlerim buna maruz kaldı” diye konuştu.
TİM KOMUTANI ÖNSÖZ YAZDI
Kinim her geçen gün artıyor... Seni ilk kez Kerkük yolunda Amerikan askeri aracının kasasında gözbebekleri şaşkınlıktan büyümüş bir halde etrafını incelerken tanıdım. Fasılalarla gözlerimiz ilişti, düştüğün cehennem deliğinden kurtulacak bir ip merdiven aradığıın hissettim.
BAĞDAT. Ben ve arkadaşlarımın uzaylı olmadığını anladığın an. Biz de senin gibi çirkef bir Bizans oyununa kurban edilmiştik. 2003’den beri üzerine gordion düğümü kadar sağlam bir kilit vurduğum 4 Temmuz acısını seninle paylaşarak temelinden çatısına kadar megalomanlık hastalığına yakalanmış bir toplumun sapkın egolarını diğer toplumlar üzerinde test etmesine seyirci kalmamak adına kaleme aldığın kitabına katkıda bulunabildiysem ne mutlu bana. O çuvallar bizim başımıza geçirilmedi. Çuvalları kafalarına geçirenler kralın çıplak olduğunu hala göremiyor. Bence özürlü beyinleri dünyamızdan entegre etmek için özel bir çuval imal etmeli. Ancak hala içimdeki hainlerin, dışımdaki densizlerin ruhumda bıraktığı yara onmadı. Kinim her geçen gün artıyor. Ruhundan sayfalara aktardığın cümlelerin sana ne kadar pahalıya mal olduğunu her paragrafın işkence ve haksızlıklara maruz bırakıldığın bir günün karşılığı olduğunu 4 Temmuz cürufunun ağırlığı altında en fazla ezilen ben olarak taahhüt ediyorum. Umarım kitabın özürlü beyinlerin şok tedavisinde faydalı olacak bir doz olur.
BİNBAŞI AYDIN ESER
Vatan -Yayın Tarihi : 3 Temmuz 2007 Salı
Vatan -Yayın Tarihi : 3 Temmuz 2007 Salı
1 Temmuz 2007 Pazar
Genç Siviller Rahatsız
1999 depreminden sonra Siyasal Ufuk Hareketi olarak ortaya çıkan, "Genç Subaylar Rahatsız" haberinin Cumhuriyet gazetesinde yayınlandığı 2003'ten bu yana "Genç Siviller Rahatsız" sloganıyla takiyyenin her türüne karşı çıkan genç aktivistler, zaman zaman kara mizaha yaslanan zekice esprileriyle hepimizi aynaya bakmaya çağırıyor.
Bilindiği gibi sembolleri spor ayakkabı. Dün kutladığımız Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla, gönlüme düştüler. İşte kendilerini sistemin hatası olarak gören Genç Siviller'in çekirdek kadrosu:
Turgay Oğur 1974 Rize doğumlu. ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü mezunu. Yakın zamana kadar Sabancı Üniversitesi'nde çalışıyordu. Şu an aktivist konumunda.
Erkan Şen 1986 Van doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ikinci sınıfta okuyor.
Yıldıray Oğur 1978 Rize doğumlu. Abisi Turgay gibi ODTÜ Siyaset Bilimi'ni bitirdi. Şu an doktora yapıyor. Ayşegül Ecer Erzurum doğumlu. Şu an burslu olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi üçüncü sınıfta okuyor.
Turgay Oğur 1974 Rize doğumlu. ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü mezunu. Yakın zamana kadar Sabancı Üniversitesi'nde çalışıyordu. Şu an aktivist konumunda.
Erkan Şen 1986 Van doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ikinci sınıfta okuyor.
Yıldıray Oğur 1978 Rize doğumlu. Abisi Turgay gibi ODTÜ Siyaset Bilimi'ni bitirdi. Şu an doktora yapıyor. Ayşegül Ecer Erzurum doğumlu. Şu an burslu olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi üçüncü sınıfta okuyor.
.....
-NURİYE AKMAN-
-NURİYE AKMAN-
Emerging Illinois Artists '07

My Ongoing Travelogue/Yasemin Kackar-Demirel
May 18 - July 14, 2007
Opening reception: Friday, May 18, 5 - 7pm
Mixed media installations, drawings and paintings by Yasemin Kacker-Demirel, who received the Juror's Choice award, Emerging Illinois Artists 2004.
Exhibition Sponsored by the Bloomington Center for the Performing Arts.
Emerging Illinois Artists '07 is a juried exhibition featuring works of art by MFA students currently enrolled in Illinois universities.
Initiated in 2004, this year's competition resulted again in a challenging contemporary art exhibition with lively juxtapositions and provocative thematic threads.
Exhibition sponsored by Billy Stroud & Tony Ragusa, Dr. Richard & Nancy Trefzger, Law Office of Allison & Mosby-ScottAwards sponsored by Zimmerman & Armstrong Investment Advisors, Inc., Jobie & Irving Tick, Harold & Marlene Gregor, I.S.U. School of Art
Emerging Illinois Artists is a juried exhibition featuring works of art by MFA students currently enrolled in Illinois universities. Initiated in 2004, this year's competition resulted again in a challenging contemporary art exhibition with a competitive and celebratory nature.
The MCAC received entries from 121 MFA students from all over Illinois. By entering, each student added to the excellent quality of the field enabling juror Robert Sill (Curator and Assistant Director of Art, Illinois State Museum) to choose not only single works by individual artists but a group of artworks that make a dynamic exhibition with lively juxtapositions and provocative thematic threads. Mr. Sill's selection - 50 works by 42 artists - for Emerging Illinois Artists reflects the strength of MFA students in Illinois as well as his clear vision of what contemporary art can and must communicate.
The McLean County Arts Center offers, with its central location, accessibility to those all over the state to visit the exhibition and see the work of the fine artists being educated at Illinois universities. As ultimate peers, these MFA students steer through the rite of passage that is graduate school. Using the wide range of media offered to them, experimenting with scale and presentation, and probing the intellectual and emotional fabric of their lives, their journey is evidenced and celebrated in this exhibition. The 42 artists whose works are included in the exhibition are producing works that engage the viewer in fresh, creative, and compelling ways.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)