1 Ağustos 2007 Çarşamba

Bu Fast-food Daha Sağlıklı!


Yüksek kalorili ve sağlıksız olarak kabul edilmesine karşın, özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşan fast-food alışkanlığı, uzmanları da bu beslenme türünden uzaklaşmadan daha sağlıklı yemek yemenin mümkün olup olmadığına yönelik çalışmalara yöneltiyor.

Mayo Clinic tarafından hazırlanan rapordan derlenen bilgilere göre, fast food yeme alışkanlığından vazgeçemeyenler, menülerinde ufak değişiklikler yaparak, “daha sağlıklı” beslenme konusunda ilk adımlarını atabiliyorlar.
Rapora göre, mönüye dahil olan içecek ile yan ürün olarak kabul edilen salata ya da tatlının türü ya da boyutunda yapılacak değişiklikler, kişinin bir öğünde yüzlerce kalori “kar etmesini” sağlıyor. Bir öğünün hem hızlı hem de sağlıklılığının, zor bir olasılık olduğu vurgulanan raporda, dikkatli yapılan seçimlerle kilo verme ya da kilo kontrol programları uygulayanların da fast food restoranlara gidebilecekleri kaydedildi.
RAPORDAKİ ÖNERİLER
Raporda, sağlıklı beslenme kaygısı taşıyan, ancak “fast food”dan vazgeçemeyen kişilere altı başlık altında çeşitli öneriler sunuluyor. Bu öneriler, şöyle sıralanıyor:
Porsiyonları küçük tutmak: Eğer gittiğiniz fast food restoran birden fazla boyut seçeneğine sahipse öncelikle en büyük olanından uzak durun. Birden fazla köfte içeren bir hamburgerde yaklaşık bin kalori ve 70 gram yağ bulunuyor. Onun yerine tercih edeceğiniz normal boy bir hamburgerle kalori miktarını yarıya indirmeniz mümkün olacaktır. Hamburgeriniz ile birlikte servis edilen patates kızartmasının da boyutunu küçültmeniz, 300 kalori almaktan da kurtulmanızı sağlayacak.
Yan Ürünleri Sağlıklı Seçmek: Birçok fast food restoranında, ana yemeğin yanında tüketilen yan ürünler için sağlıklı seçenekler de sunuluyor. Örneğin, pizza ve patatesten oluşan menüde, patates seçeneğini soslu olmayan salata ile değiştirmek, öğünün kalori değerini yarıya indirmeyi sağlıyor. Uzmanlar, bol kalorili bir yemeğin ardından en azından tatlıyı bol kremalı bir seçenek yerine meyve salatası olarak seçmek gerektiğini belirtiyorlar.
Yeşil Seçeneklere Yönelmek: Uzmanlar, bol soslu ve malzemeli bir salata yiyerek, “Bu öğünde sadece salata yedim” diyenlere de kendilerini kandırmamalarını öneriyor. Yağda kızartılmış et ya da tavuk, ekmek parçaları, peynir ve en önemlisi de yüksek kalorili soslarla süslenen bir salatanın, “sağlıklı bir öğün” olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden uzmanlar, “daha sade ve yeşil” salatalar öneriyor.
Izgara Seçenekler, Pişirme Yöntemleri: Gerek evde gerekse fast food lokantalarda, yemeğin nasıl piştiğine dikkat etmek ve tercihleri buna göre yapmak, sağlıklı beslenmenin öncelikli koşulları arasında yer alıyor. Patates kızartması yerine kumpir, galeta unuyla kızartılmış tavuk yerine ızgara tavuk yemek, fast food restoranlarda bile sağlıklı beslenmeyi mümkün kılacak. Kendi Menünüzü Yaratmak: Öncelikle alışkanlıklardan vazgeçmek ve restoran tarafından sunulan menüleri olduğu gibi kabul etmemeyi öğrenmek gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle sos ve yan ürünlerde farklı tercihlerin dile getirilmesini ve fast food restoranda olsanız ve zamanınız kısıtlı olsa bile 2 dakikanızı menüyü şekillendirmek için harcamanızı öneriyorlar.
İÇECEKLERE DİKKAT
İçeceklere Dikkat: Çoğu fast food müdavimi, yediklerinin kalorisinin yüksek olduğunun farkında olmasına karşın, içeceklerden aldığı kalorinin farkında olmuyor. Çoğu kez, bol çeşitli bir menünün yanında “masum” duran büyük boy bir asitli içecek, yaklaşık 400 kaloriyle başlı başına diyetteki bir kişinin bir öğünde alması gereken kaloriye mal oluyor.
Tatlı olarak tüketilen kremalı, dondurmalı içecekler ise yaklaşık bin kalorililik değerlerinin yanı sıra kişinin bir günde alması gereken doymuş yağ oranını tamamını bir bardakta karşılayarak, günlük beslenme tablosunu alt üst edebiliyorlar.
Uzmanlar, hazırladıkları raporun sonuna fast food severler için bir not eklemeyi ihmal etmiyor:
“Evinizin dışında, hatta fast food restoranlarda bile sağlıklı yemekler tüketebilirsiniz. Ama seçici olun, menünüzü akıllıca düzenleyin ve porsiyonlarınızı restoran değil, siz seçin.”

Ofiste Gizli Tehlike

Avustralya’da yapılan bir araştırmaysa iş yerlerindeki yazıcıların akciğerlere tıpkı sigara gibi zarar verebildiğini ortaya koydu.

Buna göre büyük yazıcıların tonerlerinden çıkan parçacıklar, akciğerlere ulaşarak solunum sorunları ve kronik rahatsızlıklara davetiye çıkarıyor.
Kalabalık iş yerlerinde, yazıcıların çok kullanılması bu olumsuz etkiyi 5’e katlıyor.

Modayı da Uçurdular!

Özel havayolu şirketleri arasında rekabet, hosteslerin kıyafetlerine de yansıdı.
'En şık havayolu' unvanını kapmak isteyen şirketler, ünlü modacılarla ve markalarla çalışıyor..
Özel havayolu şirketlerinin sayısının artmasıyla gökyüzündeki moda yarışı da hızlandı. Birçok ünlü modacı ve marka, hostesleri giydirebilmek için birbirleriyle yarışıyor.
Yıllar içinde göze en çok çarpan değişikliklerin başında ise etek boylarının uzaması geliyor.İşte havayolu şirketi hosteslerinin giydiği kıyafetler ve onları giydirenler:

Türk Hava Yolları (THY):
Cemil İpekçi tarafından giydirilen hosteslerin üniformalarında kullanılan renkler mavi, turkuvaz ve lacivert. Giysilerdeki ana motif olan lale, uçakların gövdelerinde, düğmelerde ve steward'ların (erkek hostes) kravatlarında da yer alıyor. Üniformalarda yazlık-kışlık ayrımı yok.
Yünsa tarafından geliştirilen Coolmax kumaşlar sayesinde, üniformalar personeli yazın serin, kışın sıcak tutuyor. Eteklerin boyu eskiye göre daha uzun. Pantolon uygulaması da eskiden olduğu gibi devam ediyor.

Onur Havayolları:
Hosteslerin üniformalarını, modacı Serdar Candar tasarladı. Ayakkabılar Adam Kundura'dan... Çantalarla bavullar ise Samsonite imzasını taşıyor.
Atlasjet:
Kreasyon, Fatma Şerbetçioğlu'na ait. Çantalar kırmızı renkte, Samsonite imzalı.
Saga Havayolları:
Saga'nın hostesleri Remteks tarafından üretilen üniformaları giyiyor.
Freebird Havayolları:
Kabin ve kokpit üniformalarının dizaynı Bashqua markasıyla Funda Turizm Gıda ve Giyim Sanayi Şti. tarafından yapıldı.
Best Air: Hostesler kot pantolon giyiyor, lacivert ceket, beyaz gömlek ve kahverengi ayakkabı ile lacivert çanta kullanıyor.
Personelin rahatını ön planda tuttuklarını belirten Yönetim Kurulu Başkanı Bahtışen Tunca, "Yolcularımızın rahatının çalışanlarımızın rahatından geçtiğini düşünüyoruz. Bu nedenle hosteslerimize dar etek yerine şık fakat kullanımı kolay kıyafetler seçtik" dedi.
Etek boyu uzadı
Orta yaşı aşmış havayolu ve havalimanı çalışanlarının unutamadığı, THY hosteslerinin 1969'da kullandıkları çingene pembesi üniformalar.
Çingene pembesi etek ve ceket, lacivert kep ve eldiven ile lacivert ayakkabıdan oluşan bu kıyafetler hâlâ hafızalarda. Bu üniformalardan günümüze göze en çok çarpan değişiklik, etek boylarının uzaması oldu.
milliyet-Sinan Toros

Küresel Isınma Kasırgaları Artırdı



Küresel ısınmanın Atlantik okyanusundaki kasırgaların sayısının iki kat artmasına neden olduğu ortaya çıktı.



ABD’deki Ulusal Atmosferik Araştırmalar Merkezinden Greg Holland ve Teknoloji Enstitüsünden Peter Webster, Atlantik’te bir yılda meydana gelen ortalama tropikal fırtına ve kasırga sayısında önemli artışın görüldüğü 1900 yılından başlayarak 3 dönemi inceledi.

Araştırma, 1900-1930 döneminde 6 kasırganın meydana geldiğini, 1930-1940 döneminde yıllık ortalama kasırga sayısının 10’a, 1995-2005’deki dönemde ise bu sayının 15’e çıktığını gösterdi.

Araştırmacılar ayrıca, fırtına sayısı ve okyanus yüzeyindeki suların sıcaklığındaki artış arasında önemli bir bağlantı olduğunu ifade etti.

Araştırmaya göre son 100 yılda deniz suyu sıcaklığı yaklaşık 0,7 derece arttı.
ABD’de yapılan ve geçen yıl açıklanan araştırmalar, kasırgaların yoğunluğu ile karbondioksit (CO2) gibi sera etkisine yol açan gazların toplanmasına bağlı olarak atmosferin ısınması arasında yakın bir bağlantı bulunduğunu ortaya koymuştu.

23 Nisan şapkasını sattı ve 'Lorca' aldı

AKP Milletvekili, gazeteci Mehmet Ocaktan, 80 kuşağının önemli şairlerinden. Başucunda Yahya Kemal ve Miles Davis duruyor. Bursa Erkek Lisesi'nde okurken 23 Nisan şapkasını satıp Lorca'nın toplu şiirlerini almıştı.



Balıkesir'in Karyağmaz köyündeki bir çocuktu. Babası çiftçiydi. Tüm köy halkı gibi babası da DP'liydi. Ona sorarsanız; daha ortaokuldayken Senatodakilerin isimlerini ezbere biliyordu, ama o asıl Lorca'cıydı.
23 Nisan şapkasını yedi buçuk liraya satmış, bütün parasıyla Garcia Lorca'nın toplu şiirlerini alıp, iki bayram günü yurtta onları okumuştu. Bursa Vakıflar Yurdu ahşaptı.
25 Nisan sabahı yurdun tam bir duvarı Lorca şiirleriyle doluydu. O yapmıştı. Tabii kimse görmeden yine o silmişti.Anlayacağınız Balıkesirli çiftçinin oğlu için Bursa'da zaman güzeldi ...

Okuduğu Erkek Lisesi'nin hemen yakınlarında şehirdeki üniversite öğrencilerinin evleri vardı. Orada tanıştığı abi'ler Mozart dinliyor; Nazım okuyor; Baudelaire'den bahsediyordu. Her hevesin bir başka siyasi kampa not edildiği o günlerde Mehmet Ocaktan adında bir lise öğrencisi başka bir yol bulmuştu kendine.
Muhafazakardı ama, evrensel olan ne varsa; müzik, şiir ya da roman; onların kanadından tutunup dünyanın başka coğrafyalarının üzerinde seyahate de istekliydi. Yani Ocaktan o yaşlarındayken ne sağı ne solu; en fazla şiiri seçmişti. Yahya Kemal'i başının üzerine koymuş; her iki omzuna da Necip Fazıl'la Nazım'ı almıştı ...
Elini attığı yerlerde ise Cemal Süreya, Edip Cansever, Ziya Osman Saba, Ahmet Haşim, İsmet Özel, Sezai Karakoç, Aragon ve Lorca vardı.

Yeni Devir dönemi

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdikten sonra siyasi çizgisi daha belirgin hale geldi. İkinci sınıftayken başladığı Yeni Devir gazetesi dönemin entelektüel İslamcı yayınlarından biriydi. 1977-83 arasında burada çalıştı. Yine de kendisiyle ilgili tanımı "İslamcı" değil; "İslami duyarlılıklara sahip demokrat" ve hatta "bir anlamda da "liberal" olduğu şeklindeydi.
Şairliğinin verdiği "Hayata başka yerlerden bakma" hüviyeti ona İran devrimini eleştirme, Afgan'daki harekete mesafe koyabilme özgürlüğü de tanımıştı. O dönemlerde siyasi yazılarını genellikle "Emre Kadiroğlu" müstear ismiyle yazıyordu. Ancak solcuların daha fazla köşe kaptığı şiir dünyası çoktan onu "Mehmet Ocaktan" adıyla tanımıştı.
Ünlü şiir eleştirmeni Mehmet Doğan'ın 20. yüzyıl Türk şiiri için en önemli referans metinlerinden biri kabul edilen, üç ciltlik "Türk Şiiri Antolojisi"nde 80 kuşağının şairleri arasında Mehmet Ocaktan'a da yer vermişti. Kimi şiirleri İngilizce'ye çevrilen Ocaktan'ın kulağından hiç gitmeyen söz ise Yaşar Kemal'e aitti ...
Üstadın bir dost meclisinde söylediği "Biz Ocaktan'ı tanıyalı çok oluyor" sözü onun için elbette ki çok değerliydi.

Caz Başbakan'a çok uygun...
Hergün biraz daha kendime yaklaştığımda aşk meleği kokularımı kırıyor ve henüz dünyanın yeni resmini koynunda taşıyan gecenin loş ışıklı karnına alışmadan paramparça oluyor kendi ateşimde ömrümün yarısı....
Bu dizeler Ocaktan'ın en bilinen lirik şiirlerinden "Aşk Meleği"ne ait. Dört şiir kitabı olan Ocaktan bir şiirini, hele de uzunsa, yaklaşık dört ayda yazıyor.
Mesela son kaleme aldığı "Bir Mona Lisa Gülüşü İçin ..." şiirini seçimlerden önce bitirmiş ama "Hâlâ üzerinde çalışmam gerek. Şiiri biraz dinlendirerek yazmak lazım" diyor ...
Yazarken de en çok Vivaldi dinliyor. Free caz dinlerken ise değil yazmak, başkasının yanında oturmasına bile tahammül edemiyor. Ona göre free caz yalnız dinlenmeli, aksi halde içinden çıkmak çok zor. Ocaktan'ın başucu CD'leri hep Miles Davis'in... Bu arada rock müziğin büyük isimlerinden Jethro Tull'ın, Jimi Hendrix'in, U2'nun ve Led Zeppelin'in de Ocaktan'ın gönlündeki yerleri ayrı...
Söz bu kadar müzik üzerine yoğunlaşınca, ki her ne kadar yeni bir milletvekiline haksızlık da olsa, Ocaktan'a şunu sormak gerekiyor: "Başbakan sizce caz dinliyor mudur?"
...

"Naziler Caz Sevmez" kitabının yazarı Ocaktan'ın yanıtı şöyle:
"Dinliyor mudur değil, ama bence caz Başbakan'a çok uygun bir müzik. Dinlese seveceğini düşünüyorum. Ayrıca bilemeyiz, belki dinliyordur da ..."
Gül için ne yazardı? Şiir, müzik; ama Mehmet Ocaktan'ın meslek hanesinde "Gazeteci" yazıyor. Yeni Devir'den sonra Tercüman ve Güneş'te çalışan Ocaktan, kuruluşunda da yer aldığı Yeni Şafak gazetesinin en son Ankara Temsilciği'ni yapıyordu. Bu merakla sorduk:
Evet, orada kendimi sınırlamam ve disipline etmem gerekecek.

Peki kendinizi siyasetçi gibi hissetmeye başladınız mı?
Belki yemin ettikten sonra... Bir iki haftadır bana "Vekilim" dediklerinde hâlâ "O nasıl bir şey oluyor?" diye bakıyorum.
Diyelim ki vekil seçilmediniz ve halen yazarsınız: Köşenizde "Gül cumhurbaşkanı olsun" diye mi yazardınız, yoksa "Olmasın" diye mi?
Ben bu tip konuları yazarken çok düşünürüm, ama herhalde bu karar partinin yetkili kurulları konuşup tartıştıktan sonra Sayın Başbakan'ın vereceği bir karardır.
Ee siz çoktan siyasetçi olmuşsunuz?..(Gülüyor)
Adınız Turizm Bakanlığı için geçiyor; ne dersiniz?
Böyle bir şeyi ben de duyuyorum, ancak bize ne görev verilirse yaparız. Ben bu konuda bir talepte bulunamam.

Kimleri seçtik? - DEVRİM SEVİMAY-milliyet

'Akdeniz Diyeti'nden vazgeçmeyin!

Bitkisel kaynaklı besinler, çeşitli kronik hastalıkları, özellikle koroner, kalp hastalığı ve bazı kanser türlerini geriletiyor.

Akdeniz yemeklerinin önemli bir kısmını sebzeler oluşturur, yıl boyu her mevsimde bol olan sebze sıkça yenilir. Yemek hazırlanırken mümkün olduğunca yiyeceğin doğallığını bozmadan pişirmeye özen gösterilir. Yemeklerde ağız tadı önemli olduğu kadar, görünüşe de çok önem verilir ve göze hitap etmesi için doğal garnitürlerle (yeşil veya siyah zeytin, yeşil sebzeler, kuru üzüm kullanılır) süslenir.
Günümüzde bitkisel kaynaklı besinlerin daha fazla yenmesi önerileri bunları yüksek miktarda tüketen popülasyonlarda, çeşitli kronik hastalıkların, özellikle de koroner, kalp hastalığının ve bazı kanserlerin daha seyrek görülmesinden dolayıdır.

Akdeniz ülkelerinin sıcak iklimine ve sağlığa en uygun olan bu beslenme şekli yaz için en uygun diyettir.
Akdeniz sahillerinin damak tadının simgesidir Bu beslenme şekli kırmızı ete az yer verir; balık, tahıl, sebze meyve ve lif ağırlıklıdır, zeytinyağı en önemli besindir, süt yoğurt ve peynir protein kaynağı olarak balık ile birlikte yer alır.
Bu beslenme tipi kalp damar hastalıkları ve kansere karşı koruyuculuk ile uzun ve kaliteli bir yaşamın temel anahtarıdır.

2. gün Akdeniz Diyeti

SABAH
1 dilim tam çavdar ekmeği (erkekler için iki dilim) 50 gram lor peyniri 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, kekik, pul biber, taze fesleğen Domates, yeşil biber, maydanoz Şekersiz açık çay
ARA ÖĞÜN
1 dilim karpuz
ÖĞLE
1 kâse mercimek salatası 1 dilim az yağlı beyaz peynir 1 dilim tam çavdar ekmeği
ARA ÖĞÜN
1 dilim peynir (erkekler için iki dilim peynir) 2 kepekli grisini (4 kepekli grisini) 5 yeşil zeytin
AKŞAM6 çorba kaşığı kıymalı bezelye 3 çorba kaşığı bulgur pilavı (erkekler için 4 çorba kaşığı bulgur pilavı) Cacık veya ayran
ARA
1 şeftali 10 fındık

Diyette dikkat edilmesi gerekenler
Gün boyunca 4-5 fincan açık ve şekersiz siyah çay, daha fazla miktarda şekersiz bitki çayı ile en fazla 2 fincan kahve içilebilir.

Su tüketimi kadınlar için günlük en az 8-10 bardak, erkekler için ise en az 10-12 bardak olmalıdır. Gerekli durumlarda alkol tüketimi kadın için haftada 2-3 kadeh, erkek için 4-5 kadeh ile sınırlandırılmalı ve şarap tercih edilmelidir.

Salatalara 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir.

Sebze yemeklerinde 1 kg için 2 çorba kaşığı zeytinyağı kullanılmalıdır.

1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile 5 adet zeytin birbirinin yerine kullanılabilir.

Bu programlar Sağlıklı Beslenme ve Diyetetik biliminin temel ilkeleri göz önünde bulundurularak düşük aktiviteye sahip sağlıklı yetişkinler için örnek olarak hazırlanmıştır.
Kronik rahatsızlığı olanlar ile hiç sağlık muayenesinden geçmemiş olanların, hamilelik, emzirme dönemi gibi özel bir beslenme programı içinde olanların hekime danışmadan veya bir beslenme uzmanı ile şahsen görüşmeden uygulamamaları önemlidir.

Günün tarifi (Mercimek Salatası)
Mercimekleri bir gün önceden ıslayın ve ertesi gün haşlayıp soğutun, dilediğiniz tüm yeşillikler, taze veya kurutulmuş domates, kuru nane, kekik ile geniş kapta salata hazırlayın. Üzerine 6 çorba kaşığı dolusu haşlanmış mercimek, 2 tatlı kaşığı zeytinyaÇ ekleyin.
Kısa günün kârı Mercimek içerdiği lifler sebebiyle tok tutar ve bitkisel protein kaynağıdır, yanındaki hayvansal protein olan peynir ile daha dengeli bir öğün tüketmiş olacaksınız, afiyet olsun!

milliyet-Dilara Koçak

Fransız Yazar Isidore Isou öldü


Yazara yakın çevrelerden yapılan açıklamada, 29 Ocak 1925’te Romanya’da doğan Isidore Isou Goldstein’ın Paris’te öldüğü belirtildi.

2. Dünya Savaşı sonunda, 1946’da, Paris’e yerleşen yazar, kendisini harfçi (letrist) olarak tanımlıyordu. Başlattığı bu akım daha sonra harfçilik (letrizm) adını aldı.
1968 yılında harfçilik ve harfçilik etkisinde yaratılmış eserler Fransa’da büyük saygı görerek taraftar toplamaya başladı. Letrizm, 68 Kuşağı tarafından kullanılan sembollerde, sloganlarda da kullanılmıştı.

Gençlerden Çağdaş Sanat


Gerçekleştirdiği sergiler ve etkinliklerle “genç” sanatın ve sanatçının yanında olduğunu gösteren Pera Müzesi, kapılarını yine gençlere açıyor.

Müze, “İşleyen Mekân” sergisiyle Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi öğrencilerinin eserlerine ev sahipliği yapıyor.

2006-2007 öğrenci projelerinden oluşan “İşleyen Mekân”, hem düşünen, hem de düşündüren bir sergi. İzleyicileri, gençlerin sanatı algılayış biçimiyle, üretimleriyle yüz yüze getiren, farklı disiplinleri içinde barındıran sergi bir yandan da sanat eğitimini sorgulamayı ihmal etmiyor.

Her üç sergi de 7 Ekim’e kadar görülebilir. (0212) 334 99 00