29 Kasım 2007 Perşembe

‘Otlayan karaca’ mozaiği kurtarılıyor


Malatya’nın Doğanşehir ilçesindeki Roma dönemine ait “otlayan karaca” figürünün bulunduğu mozaikler için kurtarma kazıları başladı.

Mozaiklerin sağlam kalan diğer kısımlarında ise dönemin özelliklerini taşıyan geometrik desenler dikkat çekiyor.

Malatya Arkeoloji Müzesi Müdürü İzzet Esen, Günedoğru köyü mevkisinde Doğanşehir Belediye Başkanı Hanifi Bayram’ın arazisi üzerindeki Roma dönemine ait “otlayan karaca” figürü bulunan mozaiklerin kazı çalışmalarını başlattıklarını söyledi.

Esen, milattan sonra 2. ve 3. yüzyıllara ait mozaiklerin kurtarılması için Kültür ve Turizm Bakanlığından özel izin alındığını, kazı başkanı Aysel Aksüt’ün öncülüğünde kazıların devam ettiğini belirtti.

Malatya Arkeoloji Müzesi arkeologlarının da katıldığı kazıda, önemli kısmı define avcıları tarafından tahrip edilmiş mozaiklerin kurtarılması için çalıştıklarını anlatan Esen, şöyle konuştu:

“Roma döneminden kalan mozaik, renkli terasalardan oluşan otlayan bir karaca ve önünde muhtemelen nar ağacı olduğu tahmin edilen motiflerden oluşuyor.

Mozaiklerin sağlam kalan diğer kısımlarında ise dönemin özelliklerini taşıyan geometrik desenler dikkat çekiyor. Mozaiklerin Roma dönemine ait özel bir konutun taban mozaiği olduğunu tahmin ediyoruz. İnce bir işçilik taşıyan ve sanat değeri bulanan mozaikler bu anlamda Zeugma mozaikleriyle eş değerdedir.”

İzzet Esen, mozaikleri kurtarma kazılarından sonra müzede oluşturulacak bir alanda teşhir edeceklerini belirtti.

Doğanşehir Belediye Başkanı Hanifi Bayram da arazinin 200 yılı aşkın süredir ailesine ait olduğunu söyledi. Mozaiklerin tesadüfen bulunduğunu kaydeden Bayram, “Ancak bürokratik işlemlerin gecikmesi sonucunda define avcıları tarafından mozaiklerin bir kısmı tahrip edildi. Kurtarılan bölümlerin dışında kalan alanlarda bir tavus kuşu ve bir başka karaca motifi vardı. Bu kısımlar tahrip edilmiş durumda. Geriye kalan kısmın kültürümüze kazandırılmasının mutluluğunu duyuyorum” diye konuştu.

Piyasadan çekilen iki ilacın seri no’larına dikkat



Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, fazla miktarda etken madde içeren bir serum ile içerisinde yabancı madde bulunduğu tespit edilen ve daha çok çocuklar için kullanılan bir şurubun piyasadan geri çekilmesini istedi.

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye Eczacılar Birliği, il sağlık müdürlükleri ve ilgili ilaç firmalarına gönderilen yazıda, “Kanfleks yüzde 5 dekstroz sudaki solüsyonu 1000 ml.” adlı serumun, yapılan incelemede sonucu içerisindeki etken madde miktarının yüzde 10.2-10.8 oranından fazla olduğunun belirlendiği ifade edildi.

Bu nedenle serumun eczanelerden, ilaç depolarından ve hastanelerden geri çekilmesi istendi. Ayrıca çocukların alerjik rahatsızlıklarında kullanılan “actifed şurup”un da içerisinde yoğun miktarda yabancı madde içermesi nedeniyle geri çekilmesi kararlaştırıldı.

İLAÇLARIN SERİLERİNE DİKKAT EDİN

‘Actifed şurup’un Nisan 2007 imalat ve Nisan 2011 son kullanma tarihli serisi için geri çekme işlemi uygulanırken, ‘Kanfleks’ serumun da Eylül 2006 imalat ve Eylül 2008 son kullanma tarihli serisi geri çekilecek.

Broadway’de geçici anlaşma sağlandı

Greve, Amerikan Yapımcılar Birliğiyle Tiyatro Teknisyenleri Sendikası arasında yapılan geçici anlaşma son verdi. Anlaşma uyarınca Broadway yeniden ‘perde’ diyecek.

10 Kasım’dan bu yana sahnelenemeyen oyunlar bugün yeniden sergilenmeye başlıyor.
Tiyatro işçileri, ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle grev kararı almış, bu nedenle onlarca oyun sahnelenememişti.

Grevin New York şehrine milyonlarca dolarlık zarar verdiği belirtiliyor. Hollywood’da senaryo yazarlarının başlattığı grevle ilgili müzakerelerse halen devam ediyor.

23 Kasım 2007 Cuma

Dünyayı kurtarmanın 16 yolu


Doğal bahçeler yaratmak
Bahçelerde, suyu, toprağı kirleten ve sağlık için son derece zararlı olan kimyasal bitki ilaçlarını kullanmayı bırakmalıyız. Doğal ve sağlıklı koşullarda ürün yetiştirmeliyiz.
Et yemeyi azaltmak
1.kg. bifteği elde edebilmek için 20 bin litre su ve petrol tüketiliyor. Sizi meyve ve sebze satan barlara davet ediyoruz…
Bisiklete binmek
Bisiklete binmek sadece çevre için değil formunuz için de çok faydalı bir hareket olacak.
Organik giyinmek
Hem kendiniz hem de çocuklarınız için organik giysiler satın alabilirsiniz. Bunun için Feriköy Organik Pazar’ına bir göz atmalısınız.
Kalıcı mobilyalar almak
Mobilyalarınızı sık sık değiştirmeyerek ya da ikinci el mobilyalar satın alarak ağaçların daha uzun süre yaşamasına katkıda bulunabiliriz.
Sabun kokmak
Duş jelleri, ve sıvı sabunlara veda etmeliyiz. Tekrar petrol türevi maddeler içermeyen anneannelerinizin sabunlarını kullanmaya başlayın.
Daha az kimyasal
Çevreye daha fazla kimyasal madde yaymamak için kullandığınız deterjanların, yumuşatıcıların, diş macunlarının ve şampuanların miktarını mümkün olduğunca azaltmaya çalışın
Kurşun kalem kullanmak
Plastik tükenmez kalem yada fosforlu kalemler kullanmak yerine kurşun kalemleri tercih edin
Kullanılmış kağıtları tekrar kullanmak
Daha az kağıt kullanmak, daha çok ağacı yaşatmak anlamına geliyor.
Merdivenleri kullanmak
Asansör yerine merdivenleri kullanmak aynı zamanda günden güne incelmek demek!
Poşetlerden vazgeçmek
Alışverişe çıkarken yanınıza alacağınız büyük bir çanta ile plastik poşet kullanımına “dur” demiş olacaksınız. Ayrıca çok daha kullanışlı ve şık..
Ampulleri değiştirmek
Evinizin en fazla ışıklandırılan yerlerinde en az üç lambaya enerji tasarruflu ampul takarak tam dört tane nükleer santralin kapanmasına yardımcı olabilirsiniz.
Yoğurt yapmak
Kendi yoğurdunuzu kendiniz yapmanız daha sağlıklı ve pratik olacak. 1 litre sütle 8 kase yoğurt üretebilirsiniz
Su tüketimini ayarlamak
Banyoda ve tuvaletlerde su tüketimini kısmak için düzenlemeler yapın ve su akıtan muslukları, sifonları vakit kaybetmeden tamir ettirin
Kapakları kapatmak
Yemek yaparken tencerelerin kapaklarını kapatarak yüzde 30 oranında enerji tasarrufu yapmış olursunuz.
Banyoyu kısa kesmek
4 yada 5 dakikalık duş sırasında en fazla 30-80 litre arasında su harcayabilirsiniz. Oysa bu rakam küveti doldurarak yapacağınız banyoda 200 litreye çıkıyor.

Elif Nazlı Duran/ Elle

Lagendijk'ten tarihi itiraf: PKK için saçmaladık


Şehit babası, “Evladınızı bayrağa sarılı tabutuyla karşılamanın ne demek olduğunu bilir misiniz?” diye sorunca Lagendijk bu itirafı yaptı: “10 yıl önce daha az bilgi sahibiydik ve saçmalıyorduk. Şimdi terör algımız değişti”

Türkiye-AB Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, TBMM’de, Şehit Aileleri Federasyonu ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Hamit Köse’yle görüşürken tarihi bir diyalog yaşandı. Hamit Köse, ‘’Derneğimize gelseydiniz, şehit verdiğimiz yüzlerce evladımızın, duvarlarımızdaki resimlerini görecek ve bir şehit evinde neler hissedildiğini yaşayacaktınız. Terör başladıktan 20 sene sonra ve 30 bin şehidin ardından sizinle görüşmekten memnunuz. Sık sık gittiğiniz Diyarbakır’da, görüştüğünüz malum kişiler dışında, bizimle görüşmüş olmanız da bir kazançtır’’ dedi. Köse, Lagendijk’e, “Vatan görevi için askere yolladığı evladınızı, bayrağa sarılı tabutuyla karşılamanın ne demek olduğunu bilir misiniz?’’ diye sordu.

IRA VE SİNN FEİN BENZETMESİ

AB’nin terörizme karşı yaklaşımının değiştiğini belirten Lagendijk, ‘’10 yıl önce daha az bilgi sahibiydik ve saçmalıyorduk. Ama son yıllarda Madrid’de, Londra’da meydana gelen olaylar terörle ilgili algımızı değiştirdi’’ dedi. Lagendijk, Köse’nin DTP’yi eleştirmesi üzerine de, “Kapatılması bir fayda getirmeyecek. Örnek verirsek; Kuzey İrlanda’da IRA ve Sinn Fein’in durumu çok benzerlikler taşıyor. Sinn Fein ile görüşmeler devam etti ve başarıya ulaşıldı’’ diye konuştu.

DTP’Lİ ÜYE DE KINADI MI?

Bu arada, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu, PKK’nın bütün terör faaliyetlerini, oybirliğiyle kınadı. Yakış, açıklamayı yaparken “arkadaşların isteği üzerine” dedi. Bunun üzerine, DTP’li komisyon üyesinin de aynı yaklaşımda olup olmadığı merak konusu oldu.

TBMM’de düzenlenen ortak basın toplantısında da konuşan Lagendijk, Türkiye’nin, bütün zorluklara rağmen Güneydoğu’da önemli adımlar attığına, DTP’nin Meclis’e girdiğine dikkati çekti ve “PKK’nın şiddete başvurmasının, Kürtlere avantaj sağladığını düşünmek mümkün değil. Güneydoğu’da ne zaman güzel bir gelişme var, terör o zaman artıyor. Bu şartlar altında, PKK’nın terörünü anlayamıyoruz” diye konuştu. PKK’nın, DTP’nin parlamentoda olmasını istemediğine işaret eden Lagendijk, Türkiye’nin bu tuzağa düşmemesi ve PKK’nın istediği bir şeyi yapmaması gerektiğini kaydetti.

Eşbaşkan Yaşar Yakış da, “Doğuya yatırımla terörün azalacağı doğru ama bu ‘Tavuk mu yumurtadan çıkar? Yumurta mı tavuktan çıkar’ meselesi gibi’’ dedi.

DÜŞMANLARINIZIN ELİNDEN 301 SİLAHINI ALIN

LAGENDİJK 301. maddenin değiştirilmesinin de 2 yıldır konuşulduğuna işaret ederek, “Bu değişikliği yapma zamanı gelmiştir. 301. maddeyle ilgili hükümet, parlamentoya öneri getirecek. Önemli mesajı buradan alarak gidiyorum’’ dedi. “301.maddenin Türkiye’nin imajını zedelediğini, Türkiye’nin AB içindeki düşmanlarının bunu istediğini’’ belirten Lagendijk, “Düşmanlarınızın elinden bu silahı alın’’ önerisinde bulundu. Bu konuda Türk hükümetini samimi bulup bulmadığının sorulması üzerine Lagendijk, “Sabır taşıyor, sözler veriliyor ve sonunda ortaya bir şey çıkmıyor. Somut bir adıma ihtiyacımız var’’ dedi.

Lagendijk, bazı Avrupa ülkelerinde de benzer maddelerin bulunduğunun doğru olduğunu, ancak bu maddelerin hiçbirinde “Türklük, Hollandalılık, Fransızlık’’ gibi yaklaşımların bulunmadığını söyledi. Tükiye-AB Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı, ‘’Türklük’’ ifadesinin belirsiz bir ifade olduğunu kaydetti ve Avrupa’da böyle bir dava açılmasının 15-20 seneyi bulduğunu, ancak Türkiye’de bu sorundan kaynaklanan yüzlerce dava konusu bulunduğunu belirtti.

'Türban üniversitede serbest olacak'


Yeni sivil anayasa taslağını hazırlayan Prof. Dr. Ergun Özbudun, türbanın üniversitede serbest, ancak kamu sektöründe yasak olacağını söyledi..

Sivil Anayasa Taslağı Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ergun Özbudun, hazırlanan anayasa taslağında cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlandığını, ilk ve orta öğrenimde yasaklanan türbanın sadece üniversitede serbest olmasının öngörüldüğünü belirtti.
Özbudun, İtalya'nın Trieste kentinde katıldığı Türkiye Avrupa'da Konferansı'nda SABAH'ın Roma Temsilcisi Yasemin Taşkın'ın sorularına yanıt verdi:

Hazırlanan anayasa taslağında sizce en önemli değişiklikler hangileri?
* Yeni anayasaya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile paralellik kazandırdık. Anayasa Türkiye'nin imzaladığı tüm insan hakları sözleşmeleri ile uyumlu hale getirildi. Biliyorsunuz, en önemli insan hakları ihlalleri Olağanüstü Hal'lerde yapıldı. Olağanüstü Hal kararnameleri Anayasa Mahkemesi'nin denetiminde değildi. Biz tümüyle kaldırılmasını önerdik.

Sivil bir anayasa taslağı hazırlanıyor, askerlerin yetki ve nüfuzları son şekliyle nasıl sınırlandırıldı?
* Sivil asker ilişkileri ile ilgili radikal bir çıkış yok. Mevcut şartlarda gerçekçi olmaz. Bu konuda şu aşamada fazla bir şey yapılabileceğini sanmıyorum. Askerin belli bir siyasi etkisi var. Anayasada yeni maddelerle bunu değiştiremezsiniz. Siyasi, sosyolojik ve tarihi nedenlerini ortadan kaldıramazsınız. Cumhurbaşkanının sembolik yetkilerle bırakılması sözkonusu...

* Cumhurbaşkanının az sayıda sembolik yetkileri olacak. Örnek vermem gerekirse Erzincan İl Sağlık Müdürü bile cumhurbaşkanının imzası ile tayin ediliyordu. Bundan sonra böyle olmayacak. Yüksek Yargı Organları'na, YÖK'e, üniversiteye rektör ataması yapamayacak. Yeni anayasa taslağında laikliğin zayıflatıldığı endişeleri var. Türban ve din dersi konuları da bu kapsama giriyor...

* Laikliği zayıflatacak en ufak bir unsur yok. Din dersinin seçimlik ders olması öngörülüyor. Türban ise bir insan hakları konusu, bunun da laiklik ile bir ilgisi yok.

Türban ilk ve orta öğretimde yasak mı?
* İlk ve orta öğretimde reşit olmayan çocukların türban kullanımı yasak. Reşit olduktan sonra kendi seçimi, dolayısıyla üniversitede serbest. Kamu sektörü devlet otoritesini kullanan insanlar demektir. Dini simge kullanması doğru değil.

Marmara'da tehlike çanları

Marmara depreminin yaklaşması hem Kandilli'yi hem de deprem uzmanlarını harekete geçirdi...
Fayın gerildiği, 7’nin üzerinde deprem üreteceği ortak görüş...

Kandilli Rasathanesi Genel Müdürü Prof. Dr. Gülay Altay’ın “Marmara fayının suskunluğu hayra alamet değildir” açıklamasının ardından VATAN, Türkiye’nin önde gelen yerbilimcilerine de Marmara ve Türkiye’nin kritik deprem noktalarını sordu.

Suskun değil, bekliyor
* Prof. Dr. Haluk Eyidoğan (Türkiye Deprem Vakfı Yön.Kur.Üyesi)“Yer bilimleri camiasında genel kanaat Marmara’da 7’nin üzerinde bir deprem beklediğidir bu konuda herkes hemfikir. Böyle bir tehlikeyi hatırlatmak açısından farklı üsluplar kullanınabilirler ancak Marmara’da özel bir suskunluk yok. 2 bin 700 yıllık Marmara tarihine baktığımızda 50’ye yakın yıkıcı deprem olmuştur yani suskun olduğunu söylemek doğru olmaz. Ege ve Doğu Anadolu Türkiye’nin birinci derece deprem bölgeleridir ve her zaman yıkıcı ekonomiyi etkileyebilecek bir deprem olma olasılığı çok yüksektir. Türkiye’nin yüzde 50’si bu anlamda benim her an kaygı duyduğum alandır. Ulusal Deprem Konseyi 2000 yılında kuruldu ve Avrupa Konseyi’nin tavsiyesiyle Gölcük depreminden sonra hayata geçti. Ancak 6 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğle, lağvedildi. Şu an YÖK’ün isteğiyle böyle bir oluşum söz konusu. Türkiye’de deprem dahil diğer afetlerle ilgili tarafsız değerlendirme yapıp bunu hükümete rapor edebilecek bir üst kurul gerekli. Gerektiğinde eleştiriyle katkı sağlayacak idari, mali ve bilimsel özerkliğe sahip böyle bir kurum dünyanın birçok ülkesinde bulunuyor.”

Çukur tsunamiyi artıracak
Prof. Dr. Şükrü Ersoy (YTÜ Doğa bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı)
“Marmara’da bir dinamizm var ama bu bugünden yarına değişen bir şey yok. Yüzde 65 olasılıkla otuz yıl içinde Marmara’da 7’nin üzerinde bir deprem olacağını istatistikler gösteriyor. Batı Anadolu’da 1970’lerden bu yana deprem olmuyor. Ege depremleri küçük ve sık, Kuzey Anadolu fay hattındaki depremlerse büyük ve periyotlu karakteristiğiyle dikkat çekiyor. Marmara’da tsunamiyi konuşmak gerekiyor. Marmara denizinde üç çukur bulunuyor. Çınarcık, Marmara ve Tekirdağ çukurlarında denizaltı heyelanlarının oluşması durumunda bunun tsunami oluşturacağı bilinmelidir. 6.5 şiddetindeki bir deprem de bunun için yeterlidir. Marmara dışında Maraş, Hatay ve Elazığ’da suskunluk var buranın kritik olduğunu söylemek mümkün. Türkiye’nin yetki ve sorumluluğu olan afet konusunda ciddi bir kuruma ihtiyacı vardır.”

Enerjisini biriktiriyor
* Oğuz Gündoğdu (İstanbul Üniversitesi Jeofizik Müh)“Marmara son aylarda çok suskun değil, 2006 yılında çok suskundu. 2007 yılında Gemlik ve Manyas’ta 5 şiddetinde depremler oldu. Ancak bunun anlamı, fay hattının gerginliğidir. Hocamız fay hattı üzerinde deprem olmadığını ifade etmiş, kuzeyden geçen fay üzerinde deprem olmuyor ama Marmara’nın suskunluğa büründüğüne katılmıyorum, fay gerilmeye devam ediyor. Burada bir sistem var. Gemlik ve Manyas depremlerini enerjinin birikmesi ve hareketliliği olarak algılamak gerekir. Marmara dışında, Ege’de, Denizli’deki aktivite genel karakteri yansıtan ve çok fazla büyümeden anlatılabilen depremler ancak Doğu Anadolu’da Elazığ Sivrice ile ilgili kaygı ve endişe duyuyorum. Eski Deprem Konseyi çok iyi bir rapor hazırlaşmış ve olgunlaşmışken kapandı. Düzenleyici çok gerekli bir kurumdu böyle bir kurumun hayata geçmesi düzenleyicilik açısından katkı sağlayacaktır.”

Aşk acısı aslında hastalık

Alman uzmanlara göre, aşk acısı bir hastalık. İnsanlar aşk acısı çekerken, akılcı düşünemiyor. Sigara içiyorlar, günlerce yatakta kalıyorlar ve herkesten anlayış bekliyorlar.

Die Welt gazetesinin haberine göre, aşk acısı, ekonomik konum, sosyal statü, meslek gibi unsurları da dinlemiyor ve herkesi aynı şekilde etkiliyor. Karşılıksız aşk durumunda ise insanlarda kıskançlık, intikam gibi olumsuz duygular harekete geçiyor.